Öğrenmenin düşüncelerimize yön verecek bir akım olmayışının , kavranması istenen önümüzde bekleyen tüm yaşamın sıkıntısı var. Yaşam şimdi ancak kavranılması ve anlaşılması gereken ; oysa yaşanması, gerçeğine inilmesi ilerideki yıllara atılan yabancı bir öge gibi önümüze getirilmiş. Coğrafya derslerine getirilen yerküre gibi, kimse yaşadığımız mevsimin , günlerin ve gecelerin yaşamın kendisi olduğundan söz etmiyor, her an belirtilen bir öğretiye , bizler hep hazırlanıyoruz. Neye?
Öfke içinde büyüyoruz, oturduğumuz semte, sokağa, odalara, eşyalara , kış aylarında güçlükle ısıttığımız eskimiş ,ortası çukur pamuk yataklara öfke duyarak büyüyoruz , yaşam yalnızca sokaklarda.
Genç bir kızım, ölü gövdemin güzel görünmesi için gün boyu hazırlık yapıyorum. Sanki güzel bir ölü gövdeyle öç almak istediğim insanlar var, karşı çıkmak istediğim evler, koltuklar, halılar, müzikler, öğretmenler var. Bir haykırış!
Tanrının var olup olmadığını düşünüyorum ,Tanrının var olmayacağına inandığım geceye dek, ona hepimiz için uzun uzun yakarıyorum.
Artık yakarmama gerek kalmadı, istediğimi düşünebilirim.