Yazar: Gözde Attilla
Yayınevi:Doğan Novus Yayınları
sayfa sayısı: 160
İçedönükler için kendini tanıma ve iyileştirme rehberi olarak gördüm bu kitabı, bu yüzden size biraz kendimden bahsedip içimi dökmek istiyorum.
Çocukken sessiz bir kız çocuğu olduğum için takdir edilirdim ve öğretmenler bu yönümden dolayı beni sürekli aileme överlerdi. Tabii ben yedinci sınıfa geçince sessizliğim kötü bir şeymiş gibi sürekli olarak 'özgüvenli olun, girişken olun. Hayatta girişken olursanız ilerlersiniz!' gibi cümleler duymaya başlamıştım hatta bir arkadaşımız yeni gelen ingilizce öğretmenin bana sorduğu soruyu şöyle cevaplamıştı, "o sessiz biri hocam, konuşmaz." öğretmenimiz buna kızıp, "olsun, az konuşur öz konuşur." demişti ve sonra adımı sorup benimle sohbet etti. Beni sevdiğine inandığım ve bana yardımcı olduğunu düşündüğüm bir öğretmenimdi. Kendisine teşekkür ederim. Bütün ergenliğim, sessiz olduğum ile ilgili sürekli ve aralıksız hakaretlere uğrayarak geçti. Sürekli duyduğum sözlere ek olarak garip, tuhaf, farklı, asosyal, sessiz gibi bir sürü etiketim de oldu. Açıkçası bu etiketleri o zamanlar da pek takmıyordum ama garip veya farklı olmadığımı göstermek için de çok çabalıyordum. Tabii enneagram ve mbti gibi kişilik teorileri ile tanışmak (22 yaşında) sıkıştırıldığım kalıpların aksine nefes aldığım bir alan oldu. Hatta enneagramımı öğrenince rahat bir nefes almıştım ve 'hah, evet ben buyum!" demiştim. Kendi hakkımda daha çok öğrenmeye başladım ve içedönüklüğüm ile barışıp, girdiğim ortamlarda içedönüklük hakkında konuşup, tartışıyorum çünkü toplumumuzda içedönük olmak bir lanet, dışa dönük olmak ise bir lütuf olarak görülür. İçedönüklüğümden utanmıyorum ve utanmayı da asla düşünmüyorum. Bunu kurtulabileceğim ya da kurtulmayı düşündüğüm bir şey olarak görmüyorum,