Sonra on boynuzlu, yedi başlı bir canavarın denizden çıktığını gördüm. On boynuzunun üzerinde taçlar vardı. Başlarının üzerinde Tanrı'a küfür niteliğinde adlar yazılıydı. Gördüğüm canavar parsa benziyordu. Fakat ayakları ayı ayağı, ağzı aslan ağzı gibiydi. Ejder canavara kendi kuvvetini ve tahtını verdi. Onu büyük yetkiyle donattı.
Canavarın başlarından biri ölümcül bir yara almışa benziyordu.
Fakat bu ölümcül yara iyileşmişti. Bütün dünya şaşkınlık içinde canavarın peşinden gitti. İnsanlar canavara yetki veren ejdere secde ettiler.
"Canavar gibisi var mı? Onunla kim savaşabilir?" deyip canavara da secde ettiler.
Canavara, küstahça konuşan ve Tanrı'a küfürler savuran bir ağız verildi. Bu kuvveti kırk iki ay süreyle kullanmasına izin verildi. Canavar, Tanrı'a küfretmek, O'nun adına ve meskenine, yani semada yaşayanlara küfretmek için ağzını açtı. Tanrı'nın izniyle müminlerle savaşıp onları mağlup etti. Canavara her aşirete, her halka, her dile, her millete hükmetme yetkisi verildi. Müminler hariç, yeryüzünde yaşayan herkes ona secde edecek. Bunlar dünya kurulalı beri, adları boğazlanmış Kuzu'nun hayat kitabına kaydedilmemiş olanlardır. Kulağı olan işitsin!
Esir düşecek olan esir düşecek.
Kılıçla öldürülecek olan kılıçla öldürülecek.
Bu durumda müminler sabredip sadık kalmalıdırlar.