"Şimdi her şey bir kalbin derdine pervanedir
Özüne gurbet olan bilemez can vereni
Görebilseydi güneş, sarı bir yaprak gibi
Düşüp avuçlarına sorardı: Ölüm nedir."
"İşte, sustu sesler, kayboldu şeyler
İçimde birikti şimdi bir tufan
Gemiler almazsa beni koynuna
Bu gönül seyyahı bilmem ki neyler
Yine de bir yol var, inanıyorum
Meğer can ırmağı tende boğulmuş
Hâtıralar yurdu tarumar olmuş
Beni yüreğinde bulmuş aynalar
Ben hep aynalarla sınanıyorum."
"Hâlâ papatya kokar hâtıralarda yüzüm
Tellerini özleyen kırık bir saza döndüm
Yokluğunda bilmem ki neden böyle öksüzüm
Çokluğun ortasında beliren aza döndüm."