"Avuçlarında ömrün, yürü yalnız başına
Bu hayal âleminde ne tekilsin, ne çoğul
Doğar doğmaz mı girdin bu sevda savaşına
Sana hakikatini gösteren rüyayı bul
Arama mevsimlerin esrarını âhında
Bitsin artık aldanış, bu hüsran ve bu nazar
Öldür kelimelerin feryadını ruhunda
Suskunluğun sarayı ya kalbindir, ya mezar."
"Bir bak hayallerine, simsiyah ve kördüğüm
Bu hüsran mahşerini nasıl anlayamazsın
Ne kadar da sevimli seni görünce ölüm
Bir kuşun kanadına gülü bağlayamazsın."
"Hayran bıraktım arıları bu yüzden
Konup konup kalkıyorlar kirpiklerine
Hayran bıraktım yolları, yürüyüşüne
Serviyi duruşuna, mehtabı gülüşüne
Hayran bıraktım endamına çiçekleri
Gülü kokuna, yağmuru nefesine
Bülbülleri hayran bıraktım sesine
Adını bir anıt gibi diktim meczuplar ülkesine
Sana doğru akıttım tutuşan nehirleri
Bugün anlamasalar da gözlerinden
Yazmaya kalkar bir gün yeniden
Bana imrendiği için o ülkenin
Hattatları, nakkaşları, şairleri."