Banu Katırcıoğlu’nun “Süpürge Otu” adlı kitabını okurken insanın içini hem hüzün hem umut kaplıyor. Hikâyelerde karşımıza çıkan karakterler öylesine gerçek, öylesine bizden ki, her sayfada kendi çevremizden bir yüzü, bir sesi, bir yarayı buluyoruz.
Kitap; sıradan insanların hayallerini, sıkışmışlıklarını, görünmez acılarını ve içten içe büyüttükleri umutlarını incelikle anlatıyor. Her karakter derin bir empatiyle işlenmiş. Okurken karakterlerin yanına oturmuşsunuz, onların nefesini duymuşsunuz gibi bir his bırakıyor.
Banu Katırcıoğlu’nun dili çok duru ve içten; süslemeye değil, gerçeğe yaslanıyor. Bu yüzden de her öykü kalbinize dokunuyor. Kitabı kapattığınızda aklınızda tek bir düşünce kalıyor: “Hayat dediğimiz şey aslında küçük detayların ve yarım kalmış hayallerin toplamı.”
Eğer gerçekçi hikâyelerden, toplumun görünmeyen yüzüne ayna tutan anlatılardan hoşlanıyorsanız, Süpürge Otu kesinlikle okuma listenize girmeli.
“Kimi kitaplar biter, kimi kitaplar içinizde yaşamaya devam eder.” — Süpürge Otu, tam da bu ikinci türden.