Sol omzundaki şeytanla tanışmaya cesaretin var mı?
Türkiye'nin en karanlık psikolojik polisiye romanı "Gazap Sol Omzumdaki Şeytan " ikinci baskısıyla raflarda.
Çaba… Kulağa ne kadar hoş geliyor. İnsana umut veren, sanki güçlü bir karakter gibi. Başlarken hep öyle hissettirir; insanı diri tutar, ayakta tutar. Ama her çaba aynı sona çıkar. Gürültüyle değil, patırtıyla değil… Sessizlikle biter. Öyle bir sessizliktir ki bu; gittiğini bilirsin, her an farkındasındır ama kabullenemezsin. Çünkü kabullenme bağırmaz, çağırmaz. İçine çöker. Yavaşça yerleşir, fark ettirmeden kök salar.
Kabullenmenin bir tadı vardır; acı, bayat, kaçamayacağın bir tat. Bozulmuş bir kuruyemiş gibi ağzında kalır, ne yutabilirsin ne tükürebilirsin. İşte o an, çaba dediğin şey yorgun bir gölgeye dönüşür. Seni ayakta tutan ne varsa birer birer çekilir içinden. Ve güven… O da giderken çabanı alır yanında. Geriye sadece boşluk kalır; bir zamanlar inandığın her şeyin sessiz çöküşü.
Sonra adına tecrübe dersin. Öyle mi gerçekten? Hangi yaraya merhem oldu, hangi kapıyı açtı? Kim fark etti seni, kim gördü? Yoksa sen de fark edilmeden geçenlerden miydin? Belki de çaba, sadece başlarken güzeldi. Sonrası, insanın kendine bile itiraf edemediği bir kabullenişten ibaretti.