+ Gözyaşlarınızı durdurmak için ne yapayım, söyleyin; emredin, her şeyi yapmaya hazırım...
- Beni ağlatmak elinizdeydi, ama gözyaşlarımı durdurmak artık elinizde değil... O kadar güçlü değilsiniz.
+ Hayat tekrar açılıyor önümde, dedi. İşte hayat: Gözlerimizin içinde, gülüşümüzde, şu leylakta, Casta Diva'da... Bütün hayat işte bu.
Olga başını salladı:
- Hayır, bütün hayat değil, yarısı.
+ En iyi tarafı...
- Belki.
+ Öteki yarısı nerede? Bundan başka ne olabilir ki?
- Onu siz bulmalısınız.
+ Niçin?
Olga koluna girip eve doğru yürüyerek:
— Bu yarısını kaybetmemek için, dedi.
Oblomov düşündü: "Hayır, insan istediği gibi yaşayamaz, doğrudur. Yoksa insan en derin zekânın bile içinden çıkamayacağı bir çelişmeler karanlığına düşer. Bir gün bir şeyi istersin, ertesi gün tutkuyla, ölesiye ona bağlanırsın, daha ertesi gün onu istediğinden utanırsın, arzun yerine geldiği için hayata lanet edersin. İşte insan hayatta kendi isteğinin peşinden
serbestçe giderse böyle olur. Bastığımız yeri yoklayarak yürümeliyiz; bazı şeylerden gözlerimizi çevirmeliyiz, mutluluk hülyalarına kapılmamalıyız, mutluluk elimizden kaçarsa isyan etmemeliyiz; hayat budur işte..."