Gizem

-spoiler- Bu bir film olsaydı, öyle sanıyorum ki hayal tacirleri, tam mutlu olacakları sırada, ikisinden birini, hiçten ya da boktan bir sebeple öldürür, izleyicileri sarsarlardı. Galiba mutlu biten bir konuyu çağımız insanına yakıştıramıyorlar. Böyle bir sonu, alelade, yavan görüyor; çarpıcı, düşündürücü, dramatik ve de sanatsal bulmuyorlar. Belki de binbir sebeple mutsuz yaşayan insanları bu sebeple teselli etmeye çalışıyor ve demek istiyorlar ki: ‘’Üzülmeyin yalnız değilsiniz. İşte bunlar da mutsuz oldular. Gerçekçi olun, mutlu olmak umuduna kapılmayın. Hayat böyle.’’ Gelelim bizimkiler, hayal tacirlerine, drama kurallarına, çarpıcı son anlayışına ve hayata inat, sessizce ve gizlice, ölesiye mutlu yaşamayı sürdürüyorlar. Galiba, acılarla dolu çağımızda asıl çarpıcı son bu.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir gece erkeklerden konuşurken, ‘Ben senden farklı düşünüyorum..’ dedi, ‘..hayat ölüme akıyor. Doğumla ölüm arasına sıkışmış kısacık bir zamanımız var. Eğer hak ediyorsa bir erkeği doyasıya mutlu etmekten neden kaçınalım? Erkeğin kulu kölesi olmak, ona yaltaklanmak değil bu. O başka bir şey aşağılık bir durum. Yalnız kadınlara özgü öyle incelikler, özellikler, dikkatler var ki hayata tat katıyorlar. Bunları cimrilik edip ölüme mi taşıyacağız? İnan bana hepsi yankı gibidir. İnsana çoğalarak döner. Babanın bile beynimi ve yüreğimi bacaklarımdan sonra fark ettiğini sanıyorum. Ama sonra saygısı, şefkati, özeni ile beni kat kat aştı.
Dünyanın başını döndüren değişim rüzgârı, Türkiye'de de esmeye başlamıştı. Birbirimize imrenerek, cesaret vererek yola koyulduk. Gaza bastık ve uçtuk. Bizden öncekilerin hayal etmekten bile korktukları her şeyi yapıyor, toplumu sarsıyor, silkeliyor, öncü ve aykırı olmanın tadını çıkarıyorduk. Aşkı çöplüğe atmıştık. Aşk keyifli bir işemedir! Metabolizma hastalığıdır! Afyondur! Köleliktir! Yanılsamadır! Doğanın aldatmacasıdır! Aşk havuzunda kazlar yüzer. Yaşasın seks!
Binlerce baştan çıkarıcı şarkıyla dolu bir sessizlik oldu.
"Azizim, kafanı yalnız bere askısı olarak kullanmana üzülüyorum. Düşünebilsen, her hayvanda bulunan cinsel dürtü ile insana özgü bir olgu olan aşkı birbirine karıştırmazdın. İnsan geliştikçe yani insanlaştıkça, bu kör dürtüyü ehlileştirmiş, inceltmiş, güzelleştirmiş, yüceltmiştir. Aşk bu çok uzun gelişimin son aşamasıdır, ilkellikten kurtulmak, bencillikten arınmak, kendine tapmaktan kurtulmak denektir. Bir insanın yalnız güzelliklerini değil, çirkinliklerini, kusurlarını, yanlışlarını da sevmek denektir. Ama kendinden başkasını sevmeyen, bedenini kutsayan, kafası yerine bilmem nefsiyle düşünen birimin aşkı anlamasını, övmesini beklemenin, bir kurbağadan arya söylemesini istemek kadar gülünç olduğunu bilirim."