"Annen seni kurtarmak için öldü. Voldemort'un anlayamayacağı bir şey varsa, o da sevgidir.
Annenin sana olan sevgisi kadar güçlü bir sevgi ne derin izler bırakır, bunu anlayamaz. Yara
izine benzemez bu, gözle görülmez... Böylesine yürekten sevilmek, seven insan gitse bile,
bizi sonsuza kadar korur. Tenine i şlemiştir bu. Quirrell'ın içi nefret, hırs, tutku doluydu,
ruhunu Voldemort'la paylaşmıştı o; sana bu yüzden dokunamadı. Güzelliklerle yaratılmış
birine dokunmak onun gibilere acı verir."
"Ayna yarın yeni bir binaya götürülecek, Harry, bir daha gidip bakma ona. Günün birinde
karşına çıkarsa da, hazırlıklı ol. Düşler dünyasına dalıp gerçek dünyayı, yaşamayı unutmak
doğru değildir, unutma bunu. Hadi, şimdi o eşsiz pelerini sırtına geçir, yatağına git."
"Hmm," diye incecik bir ses geldi kulağına. "Güç. Çok güç. Bakıyorum, bayağı gözüpek.
Kafa da fena değil. Yetenek de var, evet, öyle- kendini kanıtlama tutkusu... bak, bu ilginç...
Seni nereye yollasam acaba?"
Harry taburenin kenarlarına sımsıkı yapışıp, "Slytherin olmasın, Slytherin olmasın," diye
düşündü.
İnce ses, " Slytherin olmasın, ha?" dedi. "Emin misin? Biliyor musun, büyük usta olabilirsin
sen, hepsi kafanın içinde, Slytherin de büyük ustalık yolunda çok şey kazandırabilir sana -
hayır mı? Eh, öyle istiyorsun madem - GRYFFINDOR!"
"Özür dilerim," dedi Harry, "nedir tuhaf olan?"
Mr. Ollivander soluk bakışlarını Harry'ye dikti.
"Sattığım her asayı hatırlarım, Mr. Potter. Tek tek hepsini. Tele ği asanızda olan anka, bir
başka telek daha vermişti- bir tek telek. Kaderinize bu asanın düşmesi çok tuhaf, çünkü
sizde o izi bırakan bunun kardeşiydi."
Harry yutkundu.
"Evet, otuz dört santim. Porsuk. Böyle şeylerin olması gerçekten tuhaf. Unutmayın, asa
büyücüyü seçer... Sizden büyük işler beklememiz gerektiğini düşünüyorum, Mr. Potter... Ne
de olsa, Adı Anılmaması Gereken Kişi büyük işler başarmıştı- korkunç, evet, ama büyük
işler."