“Özlemek , ne uzun bir mesafe, “ diyor Cahit Zarifoğlu. Bir cümlelik iç çekile sığan, ömürlük bir direniş bu . Mesafeden üremeden yürümenin erdemi . Kavuşmak pazarlığıyla değil , yüreğini yırtan bir özlemekte yürümek sadece … İnsan , varamadığı halde inatla yürüdüğü yollardan ibarettir .
İnsanım. Yanlış yollarda yürüyebilir , yanlış insanlara güvenebilir , yanlış kararlar verebilirim. Yine de kendim olmaktan asla vazgeçmedim. Kendimi olduğum gibi kabullenmekten ve iyileşme çabamdan asla vazgeçmedim. Yanlış yaptığım her şeye sahip çıkıyorum çünkü en azından yanlış bir insan değilim.
Zihnimizde başkaları için oluşturduğumuz görüntülerin her biri , kendi resmimizden kopardığımız parçalardan , kendi hikayemizden çıkardığımız kelimelerden oluşur. Kendi yarattığımız imgelere ne kadar inanırsak, onların gerçekteki karşılığı da o kadar aldatır bizi. Hayal kırıklığı denen şey aslında insanın bizzat inşa ettiği bir evdir ama yuvası orası değildir.
Olmamalıdır.
Yüreğimdeki coşku selini dizginlemekte başarısız oldum çoğu zaman. Kalbimi bir yere yada birine yakın hissettiğimde uzak duramadım onlardan. İçimdekileri gizlemek dürüst bir davranış olmazdı , yapamazdım. Olduğumdan , hissettiğimden farklı davranmak bana göre değildi. Yüzüme uygun bir maske bulamadım , bulsam da takmayı beceremedim , durmadı bile.