Rivâyete göre, Âdem (a.s.)'in yaratılması Allah Resûlü (s.a.v.)'in mübârek adı sûretinde gerçekleşmiştir. Başı "mim" gibi, iki eli "ha" gibi, ayakları ise "dal gibidir.
Yine Ehl-i sünnetin akaid ilmindeki en önemli temsilcisi, mütekaddim dönem kelamcıların son halkası kabul edilen Ebü'l-Muîn en-Nesefî, eserinde Cenab-ı Sultan-ı Rusül Efendimiz’in (ﷺ) sayılamayacak kadar mucizesi olduğunu söyler ve Efedimiz’in birçok mucizesine yer verir.
Cenâb-ı Risâlet-penâhî Efendimiz'in (ﷺ) övülmesine dair Kaside-i Bürde şârihi Âbidin Paşa (1843-1906) şu satırlara yer vermektedir:Peygamber-i Zi-şân (aleyhissalatu vesselam) Efendimiz Hazretlerinin şeref ve azametinden istediğin kadar medh ve senâ ve kendini o şerefle esnâ et (daha yücelt). Fakat zanneylemek ki, medh-i Risâlet-penâhi ifâ olunabilir. Zira insanın kelamı her durumda mahdûd, halbuki Mefhar-i Enbiyâ (aleyhi efdalü't-tehâyâ) Efendimiz'in fazl ve kemali bî-intihâ ve bî-huduttur. Binaenaleyh mü'mine lazım olan cihet; bir taraftan medh ve senây-ı Fahr-i Âlem'e devam ve diğer taraftan bu emr-i azîmi bi-hakkın îfâdan aciz olduğunu ikrar ve beyandır.
Resûlullah'ın (ﷺ) teni parlak beyaz renkli idi. Sanki teri inci gibiydi. Yürüdüğü zaman [maksadı neyse] gideceği tarafa doğru yönelirdi. Ben, Resûlullah'ı (ﷺ) avucundan daha yumuşak ne bir dibaceye ve ipeğe dokundum, ne de Resûlullah'ın (ﷺ) kokusundan daha güzel bir misk veya anber kokladım.