Gönül Sızısı, Yolun Azığıdır..
"Kibrini ayakkabılarınla birlikte eşikte bırakmayan, dergâhın kokusunu alamaz; nefsini ayaklar altına almayan, hakikat yolunda mesafe kat edemez.."
Evladım; dünya seni her koldan sarıp yorduğunda bil ki bu bir çağrıdır. Kalabalıklar içinde yalnız kaldığında, sesini kimseye duyuramadığında yönünü çevir. Az konuş ki gönlün konuşsun; az iste ki her şey sana verilsin. Unutma; yara en çok sızladığı yerden şifa bulmaya başlar.
Bir Ruhun İhyası: Azize
Bazen bir kitap okursunuz ve sanki sayfalar arasından bir el uzanıp tozlu gönül aynanızı siliverir. Azize, tam da böyle bir yolculuk. Hayatın sert rüzgârları altında savrulan bir fidanın, köklerini Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’nin hikmetiyle toprağa nasıl sımsıkı bağladığının hikâyesi...
Bu sadece bir kurgu değil; bir "vazgeçişin" aslında en büyük "kazanış" olduğunun ispatı. Azize’nin çaresizlik içinde kıvranırken okuduğu o satırlar, Kadı Mahmud’un sırmalı kaftanını çıkarıp nefsiyle mücahede edişiyle birleşince; okuyucu için de Üsküdar’ın sokakları birer tefekkür durağına dönüşüyor.
Neden bu kadar etkileyici?
Teslimiyetin Gücü: "Bitti" denilen yerin aslında "başlangıç" olduğunu fısıldıyor.
Manevi Miras: Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’nin o kuşatıcı duası, romanın her satırında bir kandil gibi yanıyor.
Yalnız Değilsiniz: Hayatımızdaki "tesadüf" dediğimiz her kırılmanın, aslında bizi asıl menzile ulaştırmak için dizilmiş birer ilahi işaret olduğunu hissettiriyor.
Sanki kitabı okumuyorsunuz da, o dergâhın avlusunda bir çınar gölgesinde oturup ruhunuzu dinlendiriyorsunuz. Kalbinde ağırlık hisseden, bir çıkış yolu arayan her "yolcu" için bu eser, bir pusula niteliğinde.
Gönlü güzel dostlarla, kelimelerin izinde buluşmak ne büyük bir devlet...