Bize kavuşmayı ummayan, dünya hayatına razı olup onunla huzur bulan ve âyetlerimizden gafil olanlar var ya, işledikleri (günahlar) yüzünden onların varacakları yer ateştir!
Yunus Sûresi, 7-8.
Sultan İkinci Mahmud, İstanbul Kadılığına gönderdiği bir fermanda, "Müslümanların, bir müddetten beri çocukların talim ve terbiyesine pek ehemmiyet vermediği, onları altı-yedi yaşlarında mektepten alıp usta yanına verdiği; bu yüzden de halkı, cehaletin istilâ eylediğinden bahisle herkesin, evladına buluğ çağına varıncaya kadar Kur'ân-ı Kerîm, tecvid ve ilmihâl derslerini öğretmesini, bunları ögrenmedikçe de onları mektepten alıp ustaya vermemelerini" emretmiştir.
Osmanlı Devleti'nin tarih sahnesinden çekilişine kadar devam eden güzel âdetlerinden biri olan Surre-i Hümâyûn, her sene Hac mevsiminden önce Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere halkının ihtiyaçlarını karşılamak için gönderilen para ve hediyelerden oluşmaktaydı. Haremeyn'e gönderilen para, altın ve hediyelere bu ad verilmiş, bunun için yapılan özel merasime de "Surre Alayı" denilmiştir.
Osmanlı Devleti güçlü olduğu zamanda da, zayıfladığı devirde de Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat yolundan zerre kadar sapmamış. Müslüman tebaası arasından akidesi bozuk olanların Müslümanların itikadını ifsat etmesine asla müsamaha göstermemiş ve bunlarla daima mücadele etmiştir.