Gafil kimseler dirildiklerinde veya öldükleri sırada elden kaçırdıkları fırsatlardan dolayı pişman olurlar; gaflet ve tembellik içinde yaşadıkları hayat kendilerine çok kısa gelir; dünyada sanki gündüz vakti bir saat kadar kalmış gibi olurlar.Öyleyse ey gafil, ölüp günahınla baş başa kalmadan ve hesaba çekilmeden önce, tövbeye ve kalbini uyandırmaya koş.
Sonu olmayan büyük bir mülk istemek her kulun sonsuzluğa âşık olan ruhunun hakkıdır. Bu mülk dünyada yoktur; çünkü dünya çekip gidici, elem ve kederlerle karışık bir yurttur. Bu mülk sadece ahirette mevcuttur. Fakat şeytan işi karıştırarak ve kula haset ederek onu devamlı olmayan dünyaya çağırmaktadır. Bunu, insanın tabiatındaki acelecilik özelliğini kullanarak yapmaktadır. Allah Teâlâ ise kulu, hakiki mülke (ve gerçek saltanata) çağırmaktadır. Bu saltanat, dünyaya karşı zühdle yani gönlü eşyadan çekip Mevlâ ya bağlayarak gerçekleşir. Kul zühdle dünyada bir sultan gibi olur. Bu saltanat ahirette, Allah'a yakın olarak ve Allah'a kavuşmaya rağbet ederek ve O'nun sıfatlarından kula münasip şekilde nasibini alarak gerçekleşir. Bu hali elde eden kul, ahirette sonsuz bir mülke sahip olur.
Hz. Peygamber [sallallahu aleyhi vesellem], diğer bir hutbesinde şöyle buyurmuştur:"Basit dünyanın süsleri sizi, cennetin yüksek derecelerinden alıkoyup aldatmasın. O gün gözden perde kaldırılır, şüpheler giderilir, herkes kalacağı yere kavuşur, varacağı ve kalacağı yeri tanır."