Ersan arda

Ersan arda
@Meyane
I have a dream... Bu da geçer... Lamelif... Ben yarındım, ancak elimden aldınız bugünümü... İnnâ fetahnâ leke fethan mubîna
Bazen kuş uçuyor göğsümde, sanki tüm gökyüzü içime sığmış da özgürlüğün tadını çıkarıyor gibi, bazen de iki yakam bir araya gelmiyor; senin sözlerinin parmak izi üzerime sindiği için ilikleyemiyorum düğmelerimi... N. Çiçeği
Edebiyat
Reklam
Üzülme Çalıkuşu, hiçbir şey kazanamadınsa, geçinmek, yaşamak ve tahammül etmek ne olduğunu da mı öğrenmedin? Bu az kazanç mı...? Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu
Edebiyat
İyi geceler
Üzülme kelebeğim, bugünü atlatırsak yarın diye bir şey yok..
Edebiyat
Camdaki Buğu ve İçimizdeki Ayaz (36)
Şöyle bir gece düşün. Dışarıdaki rüzgar artık sadece esmiyor; sanki bir şairin öfkesi gibi binaların köşelerinde uğulduyor, camları zorluyor, dünyanın bütün tozunu ve gürültüsünü alıp uzaklara savuruyor. Sokaklar bomboş, lambalar sadece soğuğu aydınlatıyor. Ama sen, o camın arkasında, dışarıdaki o "vahşi" dünya ile arandaki o incecik şeffaf sınırın huzuruna sığınmışsın. Bu gece, zamanın bir nehir gibi akmayı bıraktığı, sadece genişlediği o anlardayız. Pazarın ilk saatleri... Yarınki dünyanın planları henüz kapının eşiğinden içeri sızamamış. Şu an ne bir geçmişin yükü var omuzlarında, ne de geleceğin belirsiz korkusu. Sadece rüzgarın sesi ve senin kendi nefesin var. İçerideki sıcaklık, dışarıdaki ayazla savaşıp camda hafif bir buğu bıraktığında, o buğuya parmağınla görünmez bir nokta koymak istiyorsun; "buradayım" demek için. Yavaşça kalkıyorsun, mutfağın o loş ışığına süzülüyorsun. Elin bardağa gittiğinde, porselenin veya camın o dürüst soğukluğunu hissediyorsun. Suyu doldururken çıkan ses, gecenin en samimi melodisi gibi; sanki sessizlik kendi dilinde konuşuyor. Bir yudum alıyorsun. O su, içindeki o gizli harareti, o gün boyu biriken zihinsel yorgunluğu bir çırpıda yıkayıp geçiyor. Su boğazından inerken, dışarıdaki o buz gibi rüzgarla içerideki o hayati sıcaklığın senin göğsünde buluştuğunu hissediyorsun. Yaşamak, tam da bu zıtlıkların ortasında o bardağı tutabilmekmiş gibi geliyor. Şimdi bir yudum su al ve düşün. Bu su, sadece bir içecek mi? Yoksa sana, dünya ne kadar sertleşirse sertleşsin, senin içindeki o yumuşak ve berrak merkezin asla donmayacağını fısıldayan bir yemin mi? Kim bilir... Belki de en büyük keşifler, haritaların bittiği yerde değil; dışarıda fırtına koparken, kendi sessizliğinde bir bardak suyla baş başa kaldığın o saniyede yapılır. Ya da belki de
Edebiyat
Çok bekledim aslında. Beklemiyormuş gibi yaptım ama hep bekledim. -Altı Harfli Bir Tatlı, Şermin Yaşar-
Edebiyat