Ersan arda

Ersan arda
@Meyane
I have a dream... Bu da geçer... Lamelif... Ben yarındım, ancak elimden aldınız bugünümü... İnnâ fetahnâ leke fethan mubîna
Tüm muhteşem hikâyeler iki şekilde başlar: Ya bir insan bir yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir... Tolstoy
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Neresinden dönülse kârı olmayan bir zarardayız.
İnsan ve Duygular
Sıfırlama Düğmesi
Şöyle bir gece düşün. Haftanın tüm gürültüsü, tüm yükleri tamamen inmiş. Ne dünün pişmanlığı var, ne de yarının telaşı. Bu gece, Cumartesi'yi Pazara bağlayan o kutsal, o derin mola anı. Bedenin, nihayet direnmeyi bırakmış. Zihnin, alarmlardan, yapılması gerekenlerden uzak, derin bir nefes almış. Bu sessizlik, sadece kulaklarını değil, ruhunu da dinlendiriyor. Sanki zaman, o ağır kum saatini ters çevirip, yeniden başlamak için durmuş. Kalkıyorsun, mutfağa gidip bir bardak su alıyorsun. Bu su, önceki günlerin suyu gibi dertleri yıkamıyor. Bu su, haftanın yorgunluğunu ve stresini çözüyor. Her yudumda, kaslarındaki gerginliğin eridiğini hissediyorsun. Avucundaki bardak, o hafta boyunca taşıdığın tüm yüklerin boşaltıldığı bir kap gibi. Bu an, bir lüks. Kendine ait, çalınmamış bir an. Ne ileri sarman ne de geri dönmen gerekiyor. Sadece dinlenmen ve bu huzuru kabul etmen yeterli. Şimdi bir yudum su al ve düşün. Bu bardak su, sadece bir içecek mi? Yoksa sana, hayatın 'sıfırlama' düğmesine basma iznini veren, haftanın en sessiz ve en hak edilmiş anı mı? Kim bilir... Belki de en büyük gücü, kendini tamamen bıraktığın bu molada toplarsın. Ya da belki de sadece bir bardak su, hepsi bu. Kim bilir...
Edebiyat
İyi geceler..
Sürekli eksik olan, Bir müddet sonra gerekli de olmuyor.!
İnsan ve Duygular
Eşiğin Gölgesi (30)
Şöyle bir gece düşün. Bulunduğun odanın kapısı kapalı. Ama sen, fiziksel bir kapının önünde değil, hayatının bir eşiğinde duruyorsun. Ne geride kalan günü tamamen bitirebiliyor ne de yarın atacağın adımı tam olarak görebiliyorsun. Bu kararsızlık, gecenin sessizliğinde en yüksek sesiyle yankılanıyor. Zihnin, o günah çıkarma odası gibi: "Şunu yapsaydım...", "Böyle söyleseydim...". Her bir pişmanlık, eşikten içeri sızmaya çalışan bir gölgeye dönüşüyor. Ne kadar kalmak istesen de, ileriye gitmen gerektiğini biliyorsun. Bu eşik, seni ya olduğun yerde tutacak ya da bambaşka bir yola fırlatacak. Kalkıp mutfağa yürümen, sanki o eşiği geçmeye çalışmak gibi. Bir bardak soğuk su alıyorsun. Avuçlarındaki o buzlu berraklık, sana bir şey hatırlatıyor: Bazen en büyük kararlar, aksiyon almamakta gizlidir. O an, sadece durup suyun soğukluğunu hissetmek, zihnindeki gürültüden daha önemlidir. Bir yudum alıyorsun. O su, boğazından geçerken, sana bir saniye bile olsa mühlet veriyor. O an, dışarıdaki kapının değil, içerideki kendi kapının kilidini açma cesaretini buluyorsun. Şimdi bir yudum su al ve düşün. Bu su, sadece bir bardak su mu? Yoksa o eşikte durup, ne tarafa gideceğine dair tüm cevapların aslında sende olduğunu fısıldayan bir rehber mi? Kim bilir... Belki de en doğru yolu, durup dinlenmeye karar verdiğin o kararsız anında bulursun. Ya da belki de sadece bir eşik ve bir bardak su, hepsi bu. Kim bilir...
Edebiyat