Ersan arda

Ersan arda
@Meyane
I have a dream... Bu da geçer... Lamelif... Ben yarındım, ancak elimden aldınız bugünümü... İnnâ fetahnâ leke fethan mubîna
İyi geceler..
Üşümek varsa bu sıcağın yokluğudur,        karanlık varsa ışığın yokluğu. Eğer her yer karanlık ve sen üşüyorsan,              işte bu O'nun yokluğu.           Aziz Nesin
Edebiyat
Reklam
Gölgelerin Dürüstlüğü (29)
Şöyle bir gece düşün. Odandaki ışıklar sönük, yalnızca dışarıdaki sokak lambasından sızan solgun bir huzme var. Bu loşluk, her şeyi olduğundan daha büyük, daha belirsiz gösteriyor. Etrafında dans eden gölgeler... Onlar, gündüz sakladığın, üzerine perde çektiğin her şeyin gecenin birinde dile gelişi. Koltuğunda oturuyorsun. Ne kadar kaçmaya çalışsan da, o gölgeler seni buluyor. Çünkü anlıyorsun ki, onlar duvarlarda değil, senin içinde. Tüm o pişmanlıklar, tüm o yarım kalmışlıklar, gölgelerin sessiz dilinde sana bir şeyler fısıldıyor. Bu gece, kaçışın değil, yüzleşmenin gecesi. Kalkıp mutfağa gidiyorsun. Bardağa doldurduğun su, loş ışıkta parlıyor. Tıpkı bir ayna gibi. Avuçlarında tuttuğun o soğuk, yüzleşmenin verdiği o dürüst acıyı hafifletmek ister gibi. Bir yudum alıyorsun; suyun o berrak hissi, zihnindeki karmaşayı bir anlığına dağıtıyor. O an anlıyorsun: Gölgeler kötü değildir; onlar sadece ışığın olmadığı yerleri gösterir. Şimdi bir yudum su al ve düşün. Bu soğuk berraklık, sadece bir içecek mi? Yoksa o gölgelerle yüzleşmen için sana verilen bir mola, kendi aynana bakma cesaretini veren bir davet mi? Kim bilir... Belki de en büyük ışığı, hayatının en derin gölgelerine bakabildiğin an bulursun. Ya da belki de sadece bir bardak su ve yansıması, hepsi bu. Kim bilir...
Edebiyat
Karıcığım, Yeni yılımız ümidini, zaferini, kaybetmeden geçsin. Sen bir yıl daha gençleştin, Suzan bir yıl ihtiyarladı, ben bir yıl daha se­ni sevdim. 𝗣𝗶𝗿𝗮𝘆𝗲'𝘆𝗲 𝗠𝗲𝗸𝘁𝘂𝗽𝗹𝗮𝗿 𝐍𝐚𝐳ı𝐦 𝐇𝐢𝐤𝐦𝐞𝐭
Edebiyat
Artık dağılmamız lazım! Birbirimizi anlamamız imkânsız ve hepimiz yorgunuz! Ahmet hamdi Tanpınar
Edebiyat
(28)
Şöyle bir gece düşün. Dışarıda hafif bir rüzgârın sesi, zamanın kum taneleri gibi süzülüp geçtiğini fısıldıyor. Artık ne geçmişin ağırlığı ne de geleceğin telaşı var. Sadece bu an. Bu gece, bir durak noktası. Geriye dönüp baktığında gördüğün yol, seni yormuş olabilir. Ama şimdi, o yoldan aldığın tüm derslerle buradasın. Bu sessizlik, sana neyi bıraktığının değil, neyi kazandığının muhasebesini yapma fırsatı veriyor. Gözlerini kapatıyorsun. Vücudun gevşiyor, zihnin yavaşlıyor. Gündüz seni meşgul eden tüm gürültü ve endişe, kapının dışında kalıyor. Bu dört duvarın içindeki sükûnet, senin en güçlü sığınağın. Şimdi sadece nefesine odaklan. Her nefesin, sana yeni bir başlangıç, yeni bir düşünce, yeni bir güç getirdiğini hisset. Bu an, tamamen sana ait ve dokunulmaz. Şimdi bu sessizliği dinle ve düşün. Bu gece, sadece karanlık bir zaman dilimi mi? Yoksa sana, hayatın her anının kendi içinde eksiksiz ve tam olduğunu, yeniden başlamak için her zaman bir şansın olduğunu fısıldayan bir ayna mı? Kim bilir... Belki de en büyük huzur, ne geçmişi ne de geleceği düşünmeden, sadece var olmanın o sade ve güçlü anına teslim olabilmektedir. Kim bilir...
Edebiyat