Ersan arda

Ersan arda
@Meyane
I have a dream... Bu da geçer... Lamelif... Ben yarındım, ancak elimden aldınız bugünümü... İnnâ fetahnâ leke fethan mubîna
Sonbaharın Canlı Vedası (27)
Şöyle bir gece düşün. Günün yorgunluğu, omuzlarında ağır bir yük. İşten çıkmışsın, adımların yorgun ama zihnin henüz susmamış. Ve tam o anda, o anı görüyorsun: Ağaçtan canlı canlı düşen yaprakları. Bir vedanın bu denli parlak, bu denli aceleci ve renkli oluşu seni durduruyor. Onlar dökülmüyor, sanki dans ederek, hayatlarının en görkemli anında toprağa iniyorlar. Bu görüntü, seni alıp bambaşka bir zamana götürüyor. Çocukluğuna, o dertsiz, tasasız, keşiflerle dolu ilkokul yıllarına. O zamanlar, hayat sadece oyundan ve merak etmekten ibaretti. Ne bir ret acısı, ne de güven sarsıntısı vardı. Belki çok özlediğin o masumiyet, belki de mutluluğun en saf hali... Bilmiyorsun, duygular karmaşık. Ama bir şey net: Sonbahar, sende diğer mevsimlerden farklı bir iz bırakıyor. O yapraklar düşerken, sanki zihnindeki kalın perdeler de aralanıyor. Bu, bir mevsimden çok, içindeki bir kapının açılışı. Geçmişin en güzel anılarının sarı, kızıl ve kahverengi tonlarda döküldüğü bir dönem. Şimdi o sessizliği dinle ve düşün. O düşen canlı yapraklar, sana ne anlatmaya çalışıyor? Geçmişteki masumiyetine duyduğun özlemi mi? Yoksa o güzel anıların, tıpkı bu yapraklar gibi, canlılığını hiç kaybetmediğini ve her zaman geri dönebileceğin bir yer olduğunu mu fısıldıyor? Kim bilir... Belki de sonbaharı bu kadar sevmen, onun sana hem vedayı hem de umudu aynı anda sunabilen, hayatın en dürüst ve en melankolik şairi olduğunu hissetmendir. Kim bilir...
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir zelzele olabilir. Zaten üç günlük yere geldi, salladı çapanoğlu Yozgad'ı. Ve yerlilerin kavlice : altı tekmil tuz madeni olduğundan yıkılacak Çankırı şehri kıyametten kırk gün önce. 𝗣𝗶𝗿𝗮𝘆𝗲'𝘆𝗲 𝗠𝗲𝗸𝘁𝘂𝗽𝗹𝗮𝗿 𝐍𝐚𝐳ı𝐦 𝐇𝐢𝐤𝐦𝐞𝐭
Edebiyat
Mavi Saat (26) iyi geceler...
Şöyle bir gece düşün. Gecenin en derin, en sessiz anı. Ne henüz şafağın ilk ışıkları belirmiş, ne de son saatlerin yorgunluğu kalmış. Bu, sadece var olmanın, sadece nefes alıp vermenin olduğu an. Gecenin en koyu lacivert ile mavinin tonlarını karıştırdığı o "Mavi Saat." Bu saatte dışarıda hiçbir şey acil değildir. Sokak lambalarının ışığı bile daha yumuşak, daha sabırlıdır. Bütün şehir, sanki büyük bir sırrı tutuyor gibi, derin bir uykudadır. Pencereden bakıyorsun. O mavi karanlık, tüm düşüncelerini alıp birer yıldıza dönüştürüyor. O kırgınlıklar, o hayal kırıklıkları, bu sonsuzluğun içinde ufacık kalıyor. Bu sessizlik, sana dışarıdan gelen sesi değil, kendi içinden gelen en saf fısıltıyı dinleme fırsatı veriyor. Bu gece, sadece bir zaman dilimi değil. Bu gece, sana kendini toplama ve yeniden merkezlenme şansı sunan bir laboratuvar. Kendi gücünü, o en derin sessizlikte yeniden inşa etmeye başladığın an. Şimdi gözlerini kapa ve düşün. Bu mavi karanlık, sadece gecenin bir rengi mi? Yoksa sana, her şeyin durulduğu yerde, kendi içindeki en büyük ışığın parlamaya hazır olduğunu hatırlatan bir sahne mi? Kim bilir... Belki de en güçlü başlangıçlar, dünyanın uyuduğu en sessiz anlarda atılır. Kim bilir...
Edebiyat
Ali Cabbar ve ben bunları haketmedik.
İnsan ve Duygular
Çokta aldanma dünyaya, Ölsen iki günlük gözyaşısın.
İnsan ve Duygular