Ersan arda

Ersan arda
@Meyane
I have a dream... Bu da geçer... Lamelif... Ben yarındım, ancak elimden aldınız bugünümü... İnnâ fetahnâ leke fethan mubîna
Gece saat dokuzda yatak. On ikide uyku. İşte ömrümün mekanizması bu. 𝗣𝗶𝗿𝗮𝘆𝗲'𝘆𝗲 𝗠𝗲𝗸𝘁𝘂𝗽𝗹𝗮𝗿 𝐍𝐚𝐳ı𝐦 𝐇𝐢𝐤𝐦𝐞𝐭
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İyi geceler...
Herkesin; Bir umudu vardır, Bir savaşı, Bir kaybedişi, Bir acısı, Bir yalnızlığı, Bir hüznü… Çünkü herkesin bir gideni vardır… İçinden bir türlü uğurlayamadığı. Turgut Uyar
Edebiyat
(24)
Şöyle bir gün oldu. Dışarısı, o sıradan günlerin gürültüsüyle doluydu. Ama senin içinde, büyük, sessiz bir kırılma yaşandı. Hayatın boyunca sırtını dayadığın, koşulsuz sevgi ve destek sandığın o kale, birdenbire senin üzerine çöktü. İnsan, bu hayatta en çok kime güvenir? Cevap hep aynıydı: Aile. Oysa şimdi anlıyorsun ki, bir haksızlık en çok da o 'güvenli' yerden gelince can yakıyor. Yüzüne abanılıp top gelmiş gibi hissetmek... O anki şok, o anki donma hissi. Tüm o sevgi ve aidiyet duygusu, yerini derin bir ihanet ve anlamsızlık boşluğuna bırakıyor. Şimdi eve, o dört duvar arasına kapandın. Sanki dışarıdaki hayatın gürültüsü bu odaya hiç sızamıyor. Hayata küsmüş, köşeye sinmiş durumdasın. Her bir sessiz an, seni o kırılma anına geri götürüyor. Peki şimdi ne olacak? Odanın karanlığında oturmuş, düşünüyorsun. Kime güvendiğin, kimin sana ne yaşattığı değil, geride kalan zamanın ağırlığı çöküyor üzerine. Şimdi düşünüyor: Bunca yıl onlar için harcadığı hayatına mı üzüleyim, yoksa bu büyük hayal kırıklığının, o "gözü kapalı güven" dönemini bitirip, artık kendi ışığımla aydınlatacağım yepyeni bir yol ayrımı olduğuna mı inanıp, o yolda ilerleyeyim? Kim bilir... Belki de en büyük özgürlük, sarsılmaz sandığın bağların aslında seni ne kadar tuttuğunu fark ettiğin an başlar. Kim bilir...
Edebiyat
(23) İyi mi geceler :(
Şöyle bir gece düşün. Ekim'in o sakin, ama bir o kadar da ağır gecesi. Başını yastığa koyuyorsun, dışarıdaki sessizlik, içindeki sesi daha da yükseltiyor. Aklında, o yarım kalan hikâye var. Olacak gibi olan, neredeyse elini uzatsan dokunacağın o anlar... O küçük bakışmalar, o beklenmedik gülümsemeler, "Acaba?" dedirten tüm o fısıltılar. Ve sonra... o kesin, o net "Hayır." O ret, sadece bir sözden ibaret değil. O, kurduğun tüm o küçük gelecek planlarının birden bire, sessizce iptal edilmesi. Elinde kalan tek şey, "Neden olmadı?" sorusunun bitmek bilmeyen yankısı. İnsan, en çok da o "neredeyse oldu" hissine takılıyor. O kapının aralanıp, sonra tam yüzüne kapanması. Oysa bazen, bazı kapılar sadece aralanır, geçilmek için değil. Sadece sana, içeride ne kadar güzel bir ihtimal olduğunu göstermek için. Şimdi gözlerini kapa ve düşün. Bu hayal kırıklığı, sadece bir son mu? Yoksa sana, kendi hikâyenin kahramanı olduğunu ve en iyi bölümlerin henüz yazılmadığını hatırlatan bir dönüm noktası mı? Kim bilir... Belki de o kapı kapanmak zorundaydı ki, sen kendi yolunu görmeye başla. Ya da belki de sadece bir gece, hepsi bu. Kim bilir...
Edebiyat
İçine atmak diye bir şey varken, Anlatmaya ne gerek vardı? İsmet Özel
İyi Geceler Diyemediklerimize..