"Sen kimsin?" diye sordu Gölge.
"Tamam,"dedi kadın."İyi bir soru. Ben ahmak kutusuyum. Televizyonum. Her şeyi gören gözüm ve katot ışını dünyasının. Budala tüpüyüm. Ailenin hayran hayran bakmak üzere toplandığı küçük mabedim."
"Televizyon musun? Yoksa televizyonda biri misin?"
"Televizyon sunaktır. Ben insanların uğruna kurban verdiği şeyim."
"Ne kurban ediyorlar?" diye sordu Gölge.
"Daha çok zamanlarını" dedi Lucy."Bazen de birbirlerini."
Olur da dönersem, yemin ederim,
Altın ve inciler getireceğim sana,
Kendime de onur kalacak sadece...
Hem mutlu olacağım, hem de seninle
Varlıklı bir yaşam süreceğiz birlikte...
Karşısında oturacağı bir ateşin, başına oturacağı iyi bir akşam yemeğinin olmasının ne kadar güzel olacağını düşündü. Arkadaşlarıyla da kızlarla da yeterince sürtmüştü. Bu arkadaşların ederini bilirdi; kızların da. Tecrübe ettikleri kalbini dünyaya küstürmüştü. Ama umut büsbütün terk etmemişti onu.
Uyanıksan, sevgilinin yanağıyla benine tutuluyor; yok şayet uyuyorsan, bu kez de hayaliyle yanıp tutuşuyorsun. Ve ayaklarına öyle bir içtenlikle kapanıyorsun ki, gözün dünyada ondan başkasını görmüyor. Elindeki altın onun umurunda değilse, altınla toprak bir oluyor gözünde.