Yazdığın eleştiriye dair şunu söylemeliyim ki, metinleri oldukça yüzeysel bir okumayla, sadece anlatılanları olduğu haliyle anlayarak değerlendirmişsin. Sade’nin eserlerinde bağlama ve alt metinlere inilmediğinde, onun aslında ruhban sınıfına veya uydurulmuş Tanrı kavramına karşı yaptığı o muazzam eleştiriler tamamen saf dışı kalıyor; tıpkı sizin bu eleştiride yaptığınız gibi.
Sade'nin felsefesinde, başkalarının seni "erdemli olmamakla" suçladığı şeylerden sen büyük bir zevk alıyorsan, bu senin gerçeğindir. Sen de tam olarak onun tanımladığı o erdem tuzağına düşerek onu ahlaki bir zeminde yargılıyorsun. Onu sadece ilgi isteyen bir çocuk olarak görüp geçmek, metnin altındaki devasa siyasi ve toplumsal başkaldırıyı görmezden gelmektir. Sade bize ahlaklı veya ahlaksız olmayı öğütlemez, ahlak denilen şeyin ne kadar toplumsal, kaygan ve manipülatif bir zemin olduğunu gösterir. Birçok eserini okumuş biri olarak şunu da eklemeliyim; dinlerin ve öğretilerinin özündeki dehşet, Sade’nin kurgularından çok daha korkunç ve sarsıcıdır.