Bu ülkede 4 kişi haklı çıktı:
1- Aziz NESİN
2- Uğur MUMCU
3- Kamer GENÇ
4- Aysun KAYACI
Kuran’ın kimseyi çarptığını görmedik de,
Kuran’ı gösterip milleti çarpanları çok gördük.
Cümleten merhaba
Unutmadan buraya okkalı bir başlangıç noktası koyuyorum
Ki daha sonra dönüp baktığımızda evin yolunu bulabilelim
Başkasını bilmem ama ben nerde olursam olayım
Oradan uzakları severim
Kaybolmaya meyilliyim
Hemen her yere gidebilir ve hiçbir yere dönmeyebilirim
Zaten ucu açık bir boşluktaki
Beş yüz milyar galaksiden yalnızca birinde yer alan
Alelade bir sisteme bağlı yörüngesinde dönüp dururken
Son süratle yaşlanan bu gezegende
Ben kimim?
Biz neyiz?
Nasıl bir dümenin içindeyiz?
İhtimaller okyanusunda
Çok bilinmeyenli denklemleriz
Bir şeye inananlar
Başka bir şeye inananlar
Birilerini bunlara inandıranlar
Ve bunların hiçbirine inanmayanlar
Tarihte en çok satan kitaplar
Giymesen de kokan çoraplar
Hepimiz her an tehlikedeyiz
Başkalarının mutsuzluğuyla beslenen canavarların nesli tükenene kadar
Tekinsiz zamanlar
Zaman bile insan icadı
Vakit nakit
Karta taksit
Kim bilir bugün kimlerin hedef kitlesindeyiz
Dijital saatler
Mutluluk bir hedef değildir. Başarı bir amaç değildir. Sorumluluğu alınmamış hiçbir özgürlük vade gerçekçi değildir. Özgürlük, seçim yapma sorumluluğudur.
Sadece kendimiz için yapmayız bu seçimi, diğer insanlar, dünya için de yaparız.
Bugün, modern insanlar olarak her zamankinden daha fazla özgürlüğe, imkâna ve bilgiye sahibiz. Ama aynı zamanda hiç olmadığı kadar da kaybolmuş hissediyoruz. Anlam yitimine uğramış bir dünyada, varoluşsal boşluğu doldurmak için üretilmiş binlerce sahte tatmin yolu var: Tüketim çılgınlığı, sonsuz eğlence, sosyal medya imgeleri… Fakat bu boşluk hiçbir zaman haz ile tam olarak dolmuyor. İşte Frankl’ın bizlere bıraktığı asıl mesaj tam da burada yankılanıyor: Mutluluk bir hedef değildir. Başarı bir amaç değildir. Sorumluluğu alınmamış hiçbir özgürlük vaadi gerçekçi değildir. Özgürlük seçim yapma sorumluluğudur.