**Bir çırpıda okuyacağınız bir eser kendisi. Zweig bu kitaptaki vicdanı o kadar hassas ve derin işlemiş ki kitabı bitirmeden bırakamadım, her sayfasından sonra "Acaba ne olacak? Nasıl bitecek? Yetişebilecek mi? Kurtulabilecek mi?" gibi sorular silsilesi içinde 60 sayfaya geliverdim.
Konusuna gelecek olursak, tropikal bir geziden Avrupa'ya dönmeye çalışan bir gezginin gemide bilinmez ve bitik bir doktorla karşılaşıp onun içindeki vicdani yükü dinlemesiyle başlıyor. Doktorun tutkusu mesleğine baskın geldiği için mesleğinin ilkesini yerine getiremiyor. Akabinde bu durumdan çok pişman oluyor. Daha sonra bir şeyleri yoluna koymaya çalışsa da artık çok geç kaldığını fark ediyor. Gözlerinin önünde kadın ölüyor ve kendisine sırrının saklanması için yemin ettiriyor. Tabii bu durumda bir takım inanılmazlıklar oluyor...
Neyse doktor eninde sonunda hem sırrın korunması hem de kadının adını lekelenmemesi için, tabut ile beraber hâlâ peşinden gitmeye, vicdani yükünü ve sadakatini göstermeye devam ediyor. Ayrıca Zweig'ın, doktorun bu uğurda hiçbir şeyi görmeyip tıpkı bir amok gibi kadına ulaşmak istemesi durumunu amok koşucusu metaforu ile birleştirmesi çok yerinde ve insanın içine işleyen bir durum olarak da karşımıza çıkıyor.
Son olarak ahlaki yönden inceleyecek olursak, pek tabii karşımızda eleştiriye açık bir kitap var. Çünkü karakterler arasında nitelikli bir doğruluk göremiyoruz. Nereden bakılırsa bakılsın, orada elle tutulur bir yanlış mevcut ama bunu oturup konuşmaya çok da gerek yok. Herkesin ahlakı kendine diyoruz. Onun dışında bayağı güzel bir kitaptı. Yani bir çırpıda okumak isteyen dostlara kesinlikle önerilir.**
MGŞ