Merhabalar.
Kitap Behiye,Suad ve Rıdvan olmak üzere üç karakter üzerinden ilerliyor. Karakterlerden Rıdvan ansızın mektuplar almaya başlıyor. Kim tarafından bırakıldığı belli olmayan bu mektuplar, elli üç yıl önce iki kardeşin-Behiye ve Suad-birbirine yazdığı mektuplar. Okurken hem iki kardeşin hikayelerini hem de Rıdvan'ın anılarını, gizemli postacıyı arayışını da okuyoruz. Kitabın dilini ve kurgusunu çok beğendim. Hatta uzun zamandır okuduklarım arasında en beğendiğim kitap bile olabilir. Mektupların dili kuru bir anlatımdan ziyade oldukça içten, betimleyerek yazılmış. Her ne kadar mekân betimlemelerini sevmesem de duygu betimlemeleri için durum tam tersi. Bu içten yazımdan dolayı kitapta illaki kendinizden bir şeyler bulabiliyorsunuz. Hatta açıklayamadığınız ya da anlatamadığınız duygularınıza bile rastlayabilir "İşte aslında tam olarak böyle!" diyebilirsiniz. Kitabın içerisine tarihi dönemlerde oldukça iyi yerleştirilmişti. Bir tarih kitabı okuyor hissi hissetmeden, sıkılmadan bazı tarihi olaylara, dönemlere de tanık oluyorsunuz. Tek eleştirim kitabın arka kapak yazısının aksine bence o kadar da gerilim kitabı değil. Eğer daha öncesinde de polisiye,gerilim,korku gibi kategorilerden okumalar yaptıysanız ve bu kitabı da o niyetle almak istiyorsanız beklentinizi karşılayabileceğini pek sanmıyorum. Evet yer yer içinde gerilim vardı fakat bu kitabın tamamına oranla bence oldukça az kalıyordu. Duygusal derinliği, yoğunluğu olan, bayağı olmayan süslü cümleler okuyup içinde kendinizden de birer parça bulacağınız bir kitap okumak istediğinizde -özellikle de sonbahar, kış mevsiminde- kesinlikle şans vermeniz gereken bir kitap. Bir çok cümlesinin altını çizmek istedim, okurken de çok keyif aldım. Suad karakterinin yaşadıkları, duyguları bana gerçekten dokundu ve kendisi