Bi adamı son okuduğumda 17 yaşındaydım. 24 yıl sonra tekrar okuduğumda adamda zerre eksen kayması olmamış. Bu kitaptaki holly adlı karakter gibi bir arkadaşım olmasını isterdim. Öyle içe dönük ama öyle cesur bir kadın. Bütün bir kurguyu sırtladı resmen.
Kitap güzel ilerliyor. Bazı yerlerde boğuyor ama. Tam böyle acaba sonunda teknolojik bir beklenti içine girerken bunun yerine .... çıkması bende hayal kırıklığı oldu.
Benim stephen king e onun aşağısında puan verme ihtimalim sıfır. Gerilim polisiye roman yazarlarının en iyisini bence. Mantığı bu kadar güzel oturtan yazar azdır. Bir lisede koçluk yapan tery in bir çocuğu tecavüz edip öldürdüğü suçlamasıyla tutuklanır. Ve bu olayla birlikte doğaüstü, şiddet dolu olaylar da başlar. Okurken tüylerim diken diken oldu. Kesinlikle tavsiye ederim.
Merhabalar.
Kitabın konusunu kısaca özetlersem Ralph Anderson ve ekibinin vahşice öldürülen ve henüz bir çocuk olan Frank Peterson'ın katilini yakalaması diyebilirim. Bu katil herkes tarafından sevilen, temiz bir geçmişi,sicili, olan Terry Maitland. Merak etmeyin bu bir spoiler değil çünkü kitabın ilk sayfalarında bu açıkça belirtiliyor. Nasıl oluyor da bu kadar iyi,sevilen biri katil olarak addediliyor derseniz de cevap çok basit aslında bir çok görgü tanığı ve olay yerindeki DNA'lar sayesinde.Her ne kadar kitap çoğu polisiye mantığına göre sondan başlamış gibi dursa da göz altına alınan Terry Maitland'ın olay günü ve olay saatinde olay yerinden oldukça uzakta olduğu, bunu kanıtlayabilecek şahitlerinin de olduğu ortaya çıkınca olaylar başlıyor ve bir anda polis ekibi kendisini garip bir durumun içinde buluyor. Kitap ise bu durumu çözmeye çalışmakla devam ediyor. Spoiler vermemek adına konusunu burada bırakıp kitabın dilini yorumlamak istiyorum. Kitap tabi ki de oldukça akıcı ilerliyor. İnsanı yormadan ve merak duygusunu sürekli tutarak ilerliyor. En çok hoşuma giden ise yazarın olayları geçişli anlatması. Örneğin kitabın ilk sayfasında Terry'nin tutuklanmasını anlatırken ikinci sayfasında tanıkların sorgusunu anlatması. Ve bu olay sonlara doğru çok daha zevkli bir hâle gelip insanda film izliyormuş etkisi yaratıyor. Bir diğer güzel yanı ise bu geçişler okuyucuyu zorlayan, takip etmeyi güçleştiren şekilde de değil. Yazarın tıpkı bunun gibi kitabı yönlendirmesi de oldukça ustaca diyebilirim. Kitabın yarısından sonra değişen gidişatı da oldukça homojen bir geçişle sanki farklı bir kitaba geçmişsiniz hissi vermeden kendiliğinden akarak yolunu bulmuş gibiydi. Ve gerçekten yer yer korkuyu, üzüntüyü, heyecanı da gayet güzel hissettirilmişti. Şunu da rahatlıkla
Çok araştırılmış, büyük bir hayal gücü ve akıcı, güzel bir anlatımla yazılmış harika bir roman. Stephen King'in romanları gerçekten emek verilmiş hissiyatı doğuruyor. Tanıdık karakterlerin de olması ve adının geçmesi de ayrı güzel. Herkese tavsiye ederim.
Küçükken hiç umacı hikayeleri dinlediniz mi?
Hepimizin zihninde kulaktan dolma efsaneler ya da yarım yamalak bildiğimiz korku hikâyeleri vardır herhalde.
Büyüyünce unuttuğumuz o karanlık, bir anda karşımıza çıksa, neler olurdu dersiniz?
Stephen King tam da böyle, mantığımızın sınırlarını zorlayan bir yolculuğa çıkarıyor bizi...
Kitap bir kasabada yaşanan korkunç bir cinayetle başlıyor. Küçük bir çocuğa yapılanlar polisi öfkelendirince, herkesin sevdiği örnek biri sayılan Terry Maitland'ı apar topar tutuklamaya karar verirler.
Bir yanda acılı aile, diğer yanda herkesin gözü önünde yapılan bu tutuklama oldukça sarsıcı sonuçlar doğuruyor.
King sadece fantastik bir hikâye anlatmıyor, insanların duygularını, toplumun yaşadıklarını kadar içten anlatıyor ki, sayfaları çevirirken tüm duyguları bize de derinden hissettiriyor.
Girişteki o müthiş bulmaca ise tam bir akıl tutulması: "Bir insan aynı anda iki farklı yerde olabilir mi?"
Bir tarafta tartışmasız parmak izleri, diğer tarafta kilometrelerce uzaktaki televizyon kayıtları...
Dedektif Ralph Anderson’ın katı, rasyonel ve gerçekçi dünyası bu imkansızlık karşısında çatırdarken, hikâyeye adeta bir güneş gibi Holly Gibney doğuyor. Holly’nin o detaycı, araştırmayı seven, çekingen ama güçlü durmaya çalışan halini çok sevdim. Ralph’in mantığı ile Holly’nin "imkansıza açık" zihni birleştiğinde, şahane işler çıkıyor ortaya.
Tüm karakterler o kadar yerli yerindeydi ki, nerdeyse gereksiz kimse yoktu.
Yabancı , sadece tüyler ürperten bir gerilim romanı değil; adaletin, aile bağlarının ve insan ilişkilerinin derinden sorgulandığı katmanlı bir eser.
King’in detaycılığı başta beni biraz ikilemde bıraksa da, daha önce okuyup hayran olduğum Billy Summers referansıyla devam ettim. Kitabı bitirdiğimde iyi ki yarım bırakmamışım
YabancıStephen King · Altın Kitaplar · 20193,350 okunma
Bir zamanlar Richard Price'ın HBO'da yayınlanmış ,(Stephen King'in aynı adlı kitabından) The Outsider (2020) adlı 1 Season 10 series ' lık tv series' la paralel olarak sayflarını karıştırdığım Stephen King'in , orjinalinden Türkçeye "Yabancı" olarak çevrilmiş novella'sı bana göre yazarın okuduğum diğer masterpiece'lerinin yanında Defolu ya da Flu kaldı biraz açıkçası . Yazarın O, Rüya Avcısı, Tom Gordon'a aşık olan kız ve s. gibi kitaplarını okurken Horror, Saspens, Triller janrları daha dominant idise, The Outsider'da Detective & Dram fermentasiyası daha otoriter'di diye bilirim. Tabii, bu benim şahsi düşüncem)
Yani, bütün olarak bakıldığında fena sayılmazdı, sonuçta bize Korku'nun Masterclass'nı yaşatan Stephen King'in novellası) ...
Aynı zamanda @Hashimova24 arkadaşımın'da vurguladığı gibi kitapda gereksiz diyaloglara fazla yer verilmiş ve kitap sanki bir tık uzatılmış...
Bir de tv series ve kitap ssenarisi arasında bazı ciddi farklar olduğu da gözümden kaçmadı değil....
Başka ne diyebilirim,... Zengin persona'ya sahip, enterasan bir romandı....
Her kese keyifli okumalar)
Not : Terry Maitland ve ya Frankie Peterson, Holly Gibney veya Ralph Anderson arasındakı bağlantıları özet geçseydim Spoiler içerirdi diye düşünüyorum, onun için oralara girmedim ve Teaser'dan sakındım)
Bence bu adam kesinlikle bizden farklı bir dünyada yaşamalı!
Bu aralar okuduğum kitaplar arasında incelemek istediğim tek kitap oldu Yabancı. King okumayı çok sevdiğimi artık dört yıldır site sakinleri öğrendi. :) E o zaman neden incelemeyeyim değil mi!
Oklahoma eyaleti Flint City'de vahşice işlenen bir cinayet ile başlıyor romanımız. On bir yaşındaki Frank Peterson'ın ölümü sonrası araştırmalarını yapan dedektifler tek bir kişiye ulaşırlar. Tüm deliller, katilin İngilizce öğretmeni ve Küçükler Beyzbol Ligi Koçu Terry Maitland olduğunu gösterir. Cinayet hem vahşice işlenmiş hem de birçok kişi cinayet sonrasında Koç T. ile karşılaşmıştır. O zaman tutuklamaktan başka yapılacak bir şey yoktur.
Tutuklama işlemini yaptıran Dedektif Anderson sorgulama sırasında Koç T.'nin, cinayetin işlendiği gün şehir dışında konferansta olduğunu öğrenir. Hem tanıklar hem de görüntülerle de desteklenir Koç Terry'nin iddiası. Yani, Koç hem cinayet işlemiş hem de aynı zamanda başka bir şehirde konferansa katılmıştır.
Peki bu mümkün müdür?
İşte hayal gücünü bile zorlayacak Yabancı'dan kısaca böyle bahsedebilirim. Kitap 12 bölümden oluşuyor. Her bölümün bir adı var ve yine bu bölümlerde hem yeni karakterler ayrıntılı olarak tanıtılıyor hem de olaylar arasındaki bağlantılar güçleniyor. Ayrıca, kitapta benim dikkatimi çeken birçok şey vardı...
Öncelikle birçok gerilim yazarını anıyor bu kez King. (Harlan Coben, Agatha Christie, Arthur Conan Doyle) Her birinin kitaplarından, öykülerindeki karakterlerden de bahsediyor. Araştırmasını yapan Dedektif Anderson, bu yazarların ünlü karakterlerine de atıfta bulunuyor.
King, Yabancı'da okuyucularını eskiye de götürüyor. Kitabın bir yerinden sonra yeni karakter olarak karşımıza Holly Gibney çıkıyor. Bazılarımız mutlaka hatırlayacaktır Holly'i. "Bay
Korku ve gerilimin usta yazarı King'den ikinci kitabımı da okudum. El cuco efsanesinden yola çıkarak yazmış olduğu bir kitap. Polisiye ve gizem kitaplarını severim. Bu kitapta gizem ve polisiye barındırıyordu. O soruşturma kısımlarını çok severek okurum. Gizem olmazsa olmazım zaten. Fakat polisiye türündeki kitaplarda sonucun doğaüstü olaylara bağlanmasından hoşlanmam ve tatmin etmez beni. Gerçekçilik ararım çünkü. Yabancı kitabı da tabii ki doğaüstü olaylara bağlandı. King'in tarzı bu sanırım. Diğer kitaplarını okumadım ama bu kitapta King'in bir seri kitabı olan Bay Mercedes hakkında da spoiler içeren bilgiler ve olaylar vardı. O serideki bir kahramanı burada görüyoruz ve oradaki olaylardan bahsediyor. Orada da doğaüstü bir şekilde sonlanmış olaylar. (Bay Mercedes serisini okumayı planlayan varsa önce o seriyi okusun yoksa bu kitapta spoiler yer.) Yazara haksızlık etmeyim, kitabın böyle bir olaya bağlanacağını bilerek okudum fakat yine de okumak keyifliydi. Gece okuduğum zamanlar ürperdiğim yerler de oldu. Olaylar da güzeldi. Ama keşke sonu benim aklımdaki gibi bitseydi, daha hoş olurdu. Biraz da uzun bir zaman zarfında okumam, kitabın akıcılığını kaybetmesine yol açmış olabilir. Siz benim gibi yapmayın ara vererek okumayın o zaman daha çok keyif alırsınız :)
Normalde bir kitap bitmeden inceleme yazmam, ancak kitabin son 50. sayfasindayim, ofisteyim ve kitabi okuyamiyorum. Ancak o kadar heyecanli bir yerde kaldi ki kitabi dusunmeden de edemiyorum, dolayisiyla isime de odaklanamiyorum. Ben de o arada bari kitapla alakali bir seyler yapayim, en azindan inceleme yazayim dedim.
Supriz bozan icerebilir. Uyarmadi demeyin.
Genelde her King okuyucusunun kabul ettigi bir sey vardir. Karakterleri o kadar guclu ve o kadar iyi anlatilmis ki, okuyucu icin bir kitap kahramanindan fazlasi oluyor, adeta bir arkadas... Dolayisiyla da kitap bitince karakterleri okuyucu ozluyor. Devamini merak ediyor, o karakterlerin daha sonra basina neler gelmis olabilecegini dusunmeden edemiyor.
Sanirim Benzer bir durum King ve kitaplarinda yarattigi karakterler icin de gecerli. Sanirim o yuzden Medyum'dan yillar sonra kucuk Danny'nin yetiskinlik donemini Dr.Uyku kitabinda yazma ihtiyaci hissetti. Ya da yine benzer bir sebepten yazdigi kitaplarda surekli onceki kitaplarindan karakterlerine gondermeler yapmadan edemiyor. Az ya da cok... Mesela 22/11/63 kitabinda azicik , bir kac paragraflik bir kisimda deginmisti, O'daki kaybedenler kulubune.
Sonuc olarak, bu kitap da bu acidan ele alinirsa, en azindan benim icin, Bill Hodge uclemesinin dorduncu kitabi ve yine bir polisiye kitap. Kitap Bill'e cok uzak bir bolgede baslasa da sucun arastirilmasiyla pek cok bolgeye yayilmis bir zincir oldugu farkediliyor ve zincirin halkalarindan biri de sevgili Holly'mize teslim ediliyor, ve boylece dava yine Finders Keepers (Kaybolan Bulanindir) isimli ozel dedektiflik burosunun portfolyosu arasina giriyor. Boylece Bill Hodges'un 3. kitabindan sonra Holly'miz neler yasamis neler gormus, hepsinden haberdar olabiliyoruz.
Bence bu kitap King'in eserlerini cokca okuyanlar
The OutsiderStephen King · Scribner · 20183,350 okunma
Stephen Edwin King (d. 21 Eylül 1947, Portland, Maine), korku, doğaüstü kurgu, gerilim, suç, bilimkurgu ve fantazya türlerinde eserler üreten Amerikalı yazar ve senarist. Kitapları toplam 350 milyon kopyadan fazla sattı ve çoğunun film, televizyon dizisi, mini dizi ve çizgi roman uyarlamaları yapıldı. Yedi tanesi Richard Bachman müstear ismiyle olmak üzere, 62 roman ve 5 kurgu dışı eser yayınladı. Ayrıca çoğu, kitap koleksiyonlarında yayınlanan 200 kadar öykü yazmıştır.
İlki 1987 yılında Sadist (Misery) romanı başta olmak üzere toplam 15 kez Bram Stoker Ödülü'ne layık görüldü. 2003 yılında Ulusal Kitap Vakfı (National Book Foundation) tarafından "Amerikan Edebiyatına Üstün Katkı Ulusal Madalyası" ile onurlandırıldı. 2004 yılında Dünya Fantazya Konvansiyonu (World Fantasy Convention) tarafından "Yaşam Boyu Başarı" ödülüne layık görüldü. 2007 yılında Amerikan Gizem Yazarları Organizasyonu (Mystery Writers of America) tarafından "Grand Master" ödülüne layık görüldü. Amerikan edebiyatına yaptığı katkılar nedeniyle, 2015 yılında Ulusal Sanat Vakfı (National Endowment for the Arts) tarafından "Ulusal Sanat Madalyası" ile onurlandırıldı.
İlk romanı Göz (Carrie) 1974 yılında yayımlanmıştır. Özellikle 1982 yılında başlayıp 2005 yılında sona erdirmiş olduğu Kara Kule (The Dark Tower) serisi ile ünlüdür. Yeşil Yol (The Green Mile), Esaretin Bedeli (the Man Who Loved Rita Hayworth aka the Shawshank Redemption) gibi pek çok kitabı senaryolaştırılıp beyaz perdeye aktarılmıştır. İlk profesyonel kısa öykü satışını The Glass Floor adlı öyküsüyle Starling Mystery Stories'e yapmıştır (1967). Kitaplarının çoğu memleketi Maine'de geçer.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Stephen_King