Yalnızca ikisi var. Nasıl davranacaklarını bilmeden, sessizce birbirine bakıp ağlıyorlar. Yalnızca gözyaşları, ayrı geçen günlerin ayların ve yılların dertlerini dillendirebiliyorlar. Gözyaşları, ölümsüz hasretin tek tanığı
İnsan sevdiğine kavuştuktan sonra ekmeği olsun ayranı hiç olmasın yemeği sadece darı olsun yorganı mavi gök olsun döşeği kuru yer olsun yastığı Sert taş olsun torbası omuzunda olsun torbanın dibi delik olsun yurdu buralar olmasın acem ve gavur ellerinde olsun sevgilisi insanın istediği gibi olduktan sonra gün boyu avare olsun aşsız katıksız ekmeksiz olsun
Vicdan güzel bir öykü ancak unutulmuş eski bir kitabın sararmış sayfalarını yazılmış vicdan hüzünlü ve yumuşak bir sanat yaşlı yalnız bir müzisyenin örümcek ağları ile örtülmüş piyanosundan çıkar vicdan uzaktan bir geçmişten sisli bir anı çılgın bir ressamın elinde kırılmış bir fırça
Vicdan sıcak ve yumuşak bir sözcük altın değerinde ağır bir sözcük herkesin kayıtsız şartsız herkesin saygı duyduğu üzerinde hemfikir olduğu bir sözcük ancak nerede o tank top para ve petrol sesinin her yeri istila ettiği bir dünyada aynı dünyanın yaşanan musibetleri seyre çıktığı bir zamanda yaşamanın bu kadar ağırlaştığı bir dönemde vicdanın sesi nerede iki yüzlülüğün sahtekarlığın değer addedildiği kardeşlik dayanışma ve insanlığın ıssız harap mezarlıklarda yasa oturduğu bir dünyada bu sihirli sözcük ne anlama geliyor