....çoğu zaman bilinçle müdahale edecek zaman bırakmayan, kendi kendine akan hayat. Belki kader denen şey. Hiç sevmediği, içinde karanlık anlamlar bulduğu kelime, kader.
Bir cümle olabilir miydi bir hayatı değerli kılan? Yoksa, tek cümleye sığdırılmış hayat çok mu boştu? Hayatın nesi doğruydu, nesi yanlış? Ya da bu türden soruları sormak doğru muydu? Neden soruyordu bunları?
İçinde kurşun gibi bir hoşnutsuzluk birikiyordu. Geleceğinin böyle bir şehre yazgılı olmasından korkuyordu. Geç kalmaktan, hayatın onu dar alanlara getirip bırakmasından, o büyük ve inanılmaz tembelliğe teslim etmesinden çok korkuyordu.