Sevdiğim yazarlar listesinde yer alan Hakan Mengüç'ün bu kitabında hem olay hem de psikolojik tahlil ile durum değerlendirmeleri yapılmış. Kitapta baş rol alan 1 karakter var gibi gözükse de hepsinden ders çıkabileceğiniz detaylar mevcut.
Dili yormayan, gayet akıcı ve kendi öz değerinize önem vermeniz gerektiğini vurgulayan bir eser olduğunu düşünüyorum.
Asıl mevzu dışarıda pırlanta aramak değil de içindeki cevheri kesfetmekte...
Okurken dizi izliyormuşum gibi hissettim. Çok akıcı ve yalın bir dili var. Anlattığı şey ise insanı bir o kadar parçalıyor.
Bir kadının toplumda nasıl göründüğü ve değerinin bu görüntüye göre olduğunu anlatıyor. Yakın zamanda durum Türkiye sınırlarında da aynıydı tek fark şükür ki üzerimize yasal olarak başka bir kadının eş olarak getirilemiyor olması. Şam’a gelin giden Piruze bir aşkın peşinden giderken 5 sene bütün bir ömrüne mal oluyor.
Kendime not: Tekrar okumam ama hızlıca bitebilecek hüzünlü bir konu arayan arkadaşıma tavsiye edebilirim.
Kitabı okumaya başladığımda fark ettiğim şey basım yılıydı. 1900’lü senelerden bahsediyor. Dolayısı ile verilen bazı bilgiler ve öğütler o günün kültürü esas alınarak yapılmış. İçeriğinde o dönemde doktorumuzun danışanlarından da örneklere yer verilmiş. Kitabı okurken hala aynı toplumsal sorunların devam ettiğini görmek beni bir hayli üzdü.
Dilini oldukça sade buldum. Yer yer kişisel testleri de içinde barındırıyor.(Bu testlerin gerçeği yansıttığını düşünmüyorum.)
Kitabı okurken son sayfalarına gelebilmek için bolca sıkıldığımı itirafı borç bilirim. Farklı bir çok konuya değinilmiş olsa da; çok sıradan bilgiler verdiğini hissettirdiği için okurken bir hayli bunaldım. Yalnız son sayfaları var ki sınav stresi ve gelecek kaygısı üzerine çok ama çok faydalı olduğunu düşündürdü. Günümüzde bile bulur da alırsanız o kısımları can gözünüz ile okuyun derim. Zorlanan İnsanEce B.
Misli Baydoğan’ın kitabını ilk kez okudum. İçerisinde minik öyküler var gerçekliğini bilemiyorum. Bununla ilgili herhangi bir bilgi de yer almıyor kitap içerisinde ancak dilini ve anlatımını sevdim. İçerisinde on yedi farklı öykü var. Çoğunda ise Ankara’ya dokunan küçük nüanslar var. Kuğulu parkının isminin aslında Viyana’dan gelen kuğuların kanatların dikilmesi ile olduğunu öğrendiğim öykü ise beni bambaşka etkiledi ve benim için kültürel bir bilgi oldu.
İçinde hoş alıntı yapabileceğiniz duygusal sözleri var ve dili oldukça sade ancak birine kesin okumalısın önerisinde bulunacağım bir kitap değil.
Aşk acısı çeken bir kadının elinden dökülmüş adeta “belki de öyledir” bilemem. Okuduğunuz şeyleri samimi bir arkadaş ortamında da pek ala duyabilir ve hatta sizler de bu cümleleri kurabilirsiniz.