Birkaç hafta önce bir kitapçının 5 liralık kitaplar sepetinde görerek edindiğim bir kitaptı Uyuyana Kadar. Daha önceden duyduğum, bildiğim bir kitap değildi. Yazarını da tanımıyordum... Gelelim romana. Kitap özeti çıkartmak pek âdetim değildir, onun için okuma deneyimimden, okurken hissettiklerimden ve hangi noktaları beğendiğimden ya da beğenmediğimden çok kısa bahsedeceğim. Gizemli bir şekilde başlayan romanın ilk sayfaları su gibi aktı desem yeridir. Fakat sonradan konu ve anlatım sürekli kendini tekrar etmeye başladı. Uzunca bir süre (yaklaşık iki yüz sayfa) sıkıntıdan patladım. Kendini tanımaya, geçmişini öğrenmeye ve bu vesileyle bugününü anlamlandırmaya çalışan Christine adlı baş karakterimizin tüm bu uğraşısı öyle bitmek bilmez bir kısır döngüye girdi ki, artık neredeyse, her ne korkunç işler gelmişse geçmişte başına, hiçbirini merak etmiyor, hiçbirini öğrenmek istemiyor bir hâlde okuyordum kitabı.... Bir de romanın son düzlüğü var tabii. Bu bölümde yazar gerçekten çok iyi iş çıkarmış. Hiç ummadığım bir sonla ve kitabın genelinin aksine çok çok iyi bir tempoyla finali yapmayı bilmiş. Klasik eserlerden aldığım tadı, o derinlikli ve edebi anlatımı çoğu günümüz romanında bulamıyorum. Bu kitap da biraz öyleydi. Yaklaşık dört yüz sayfayı, son elli sayfası için okurum derseniz, o hâlde harika bir romanın sizleri beklediğini söyleyebilirim. Belki uygun bir zamanda, romanın sinema filmi uyarlamasını da izleyebilirim.
Uyuyana KadarS. J. Watson · Doğan Kitap · 2012848 okunma