Kitaba başladığımda çok büyük bir beklentim yoktu. Daha çok güzel, basit bir "young adult" okumayı umuyordum. Çok harika olmasına bile gerek yoktu. Basit, klişe ama hoş bir kitap olması benim için yeterliydi. Tam da 6-8 puan arasında gidip gelen bir şekilde başlayıp yer yer post-it koyacak kadar hoşuma gidiyorken yazarın yaptığı bir şey beni kitaptan tamamen soğuttu. Bunu SPOILER vermeden söylemem mümkün olmadığı için bundan sonrasını okurken bilginiz olsun dedim. Kitabı ne yazık ki sevmedim, tavsiye etmiyorum. Özellikle de hitap ettiği yaş kitlesine...
Esas karakterimiz Eliza asosyal, özsaygısı düşük bir ergen. Ailesiyle iletişim kurmak istemiyor, yalnız kalmak ve sadece sanal dünyasında yaşamak istiyor. (Ailesinin inanılmaz normal, konuşmaya açık ve sağlıklı bireyler olmasının yanında Eliza'yı anlamak için hiç çaba harcamamaları bana göre biraz haksız bir yaklaşımdı, çelişkiliydi ama yazarımız bunu tercih etmiş.) İnternet dünyasında ise ünlü bir çizgi roman yazar ve çizeri. Binlerce insanın takip ettiği, hayran olduğu, kimliği bilinmeyen bir fenomen...
Kitap onun çizimleri, okulu, kişisel sorunları ve hayatına giren bir aşkın etrafında şekilleniyor. Film tadında, hoş bir şekilde ilerliyor. Sorunlar, bunlara verilen tepkiler, araya katılan abes fikirler haricinde gayet hoş bir şekilde ilerliyor. İlerliyordu. Bu kısmıyla ilgili bir sorunum yok ama yazarın biraz yetersiz olduğunu hissettiğim birçok detay mevcuttu. Bu yüzden beklentim giderek düşse de o bahsettiğim kitabı bitiren hamle epeyce can sıkıcıydı.
(Spoiler) Bir noktada işler karışıyor, Eliza'nın gizli kimliği hekes tarafından öğreniliyor ve zaten normal olmayan psikolojisi bunu ne yazık ki kaldıramıyor. Kendini eve, insanlara kapatıp üzerindeki baskı ve korkulardan kurtulmaya çalışıyor. Bu esnada elbette