Ve senin bakışlarından anlıyordum ruhumda ufacık da olsa bir iz bırakamadığımı, hayatından benimkine bir örümcek ağı kadar incecik de olsa, hiçbir hatıranın uzanmadığını gösteren bu uyanış, gerçeklik uçurumuna ilk yuvarlanışımdı, kaderime ilişkin ilk farkındalığımdı.
Yarın o yabancı karalar giymiş abuk subuk adamlar gelip bir tabut getirecekler benim zavallı, benim biricik evladımı içine yatıracaklar. Belki tanıdıklar da gelir ve çelenk getirirler ama tabutun üstündeki çiçekler ne işe yarar ki? Beni teselli edip bir takım sözler söyleyecekler sözler, sözler; ama bana ne yardımı olacak bu sözlerin? Biliyorum ondan sonra tekrar kendi başıma kalacağım ve insanların arasında öylece tek başına kalmaktan daha korkunç bir şey olamaz.
Nasıl cevap vereceğimi bilemedim. Ona adını söylemem imkânsızdı çünkü daha bir o anda, tek bir anda adın benim kutsalım, hatta bana ait bir sır olmuştu.
Sabırlı ol sevgilim, her şeyi sana başından itibaren anlatacağım, sadece senden bir şeyi rica ediyorum, beni dinleyeceğim bir çeyrek saat için yorulma, zira ben seni hayatım boyunca sevmiş olmaktan hiç yorulmadım.
Hayatım senden önce sadece bulanık ve karmakarışık bir şeydi, derinliklerine hiçbir zaman inilemeyen öylesine bir mahzen gibiydi, her köşesi örümcek ağlarıyla örülmüş, toz içinde ve kalbimin artık hatırlamadığı işe yaramaz insan ve yaşantılarla doluydu