O zaman, idam öykülerini can kulağıyla dinlemediğime hayıflanıyorum. İnsan daima, gözünü açıp bu türlü şeylere dikkat etmeli. Ama kimse, hiçbir zaman, başına neler geleceğini bilemez ki! Herkes gibi ben de bu türlü öyküleri gazetelerde okumuştum. Ama, merak edip de okumadığım, idam hükümlülerine ait birçok kitap vardı muhakkak. Belki de o kitaplarda kaçma öykülerine rastlayabilirdim. Hiç olmazsa, bir keresinde çarkın durduğunu ve bu amansız yuvarlanışta, bir kez olsun, yalnızca bir kez olsun, rastlantıyla talihin durumu değiştirdiğini öğrenmiş olurdum.
Savcı,"Hiç değilse ağladığını olsun görmediniz mi?" diye sordu. Perez, "Hayır,"dedi. O zaman savcı,"Jüri üyeleri değerlendirirler," dedi.Ama, avukatım öfkelendi, bana biraz aşırı gelen bir sesle,Perez'e: "Peki, ağlamadığını da gördünüz mü?" diye sordu.Perez,"Hayır," diye karşılık verdi. Dinleyiciler güldüler.Avukatım da cüppesinin kollarından birini sıvayarak kesin birtavırla, "İşte, bu davanın aynası! Her şey doğru, ama hiçbir şey doğru değil!" dedi.