Her zaman, herkes bir şekilde sevdiklerini kaybediyor, ayrılıyor onlardan, ya acı, ya ölüm, ya mesafe, ya vefasızlık sonuçta bir şeyler ayırıyor insanları.
Öncelikle kitabın kapağı, arka kapak tanıtım yazısı ve kitap hakkında okuduğum yorumlar o kadar muhteşemken kitabı okuduktan sonra hayal kırıklığına uğramak beni bir hayli üzdü diyebilirim. Kitap beklentimi karşılayamadı çünkü ilk 100-150 sayfası çok durağan ve olayların gelişmesini beklemekle geçti diyebilirim. Tam olaylar gelişecek derken kitabın baştan sona sıradan bir kurgudan ibaret olduğunu fark ettim.
Öncelikle kitaptaki ana karakterlerimiz Ecrin ve Cemil. Ecrin yarı zamanlı popüler bir kitabevinde çalışırken, Meriç kitabevinin karşısındaki sahafın sahibi. Nefretle başlayan mektup arkadaşlığı büyük bir aşkla sürüp gidiyor kitapta. Kitap fazlasıyla sıradandı ve hep bir olay bekleyişi içerisindeydim kitabı okurken. Belki de kitaba başlamadan önce büyük bir beklenti içerisine girdiğim için bu denli hayal kırıklığına uğradım, bilemiyorum. “Kitapta hiç beğendiğin bir nokta olmadı mı yani?” derseniz, oldu. Kitap sayesinde yeni kelimelerle tanıştım ve beni en çok etkileyen kelime ise ‘lahza’ oldu.
Düşüncelerimi özetlemem gerekirse kitap kötü değildi, sadece beklentimi karşılamayan bir kitap oldu. Okuma alışkanlığı kazanmaya çalışanlar için etkili olabileceğini düşündüğüm bir kitap diyebilirim çünkü yalın, sade bir dile sahip.
“ Bir güç var ve bu güç bizi bir araya getirdi, ben yaşamdan bıkmış, hiç yaşama isteği olmayan biri, sen ise yaşama gücünle iyileşmiş, yaşam dolu birisin.”