Y

Kimsenin camı görmemesi, cama bakan kişinin daima camın ardındakini, camın gösterdiğini görmesi ne tuhaf! Kimileri ise sadece camı görür, camın kesiciliğini, keskin ve öldürücü kırılganlığını hisseder; bakışın daha öteye gidememesi, bir ömür boyu o cama bakmak ne korkunç bir esaret!
Sayfa 35 - Sel Yayıncılık - Birinci Baskı: Mayıs, 2018
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Nasıl ve nerede biteceği belirsiz geceler yaşıyorum. Biri bir laf ediyor ve birden kendimi sokakta yürür buluyorum. Hızlı ve öfkeli adımlarla, zifiri karanlıkta, cebimde ne anahtar ne telefon, geri dönmemek üzere, hiçbir yere hiçbir yaşantıya dönmemek üzere. Kime neden öfkelendiğimi hatırlamıyorum, uzun uzun yürüyüp deniz kıyısında bir banka oturuyorum, gözlerimi denizin karanlığına dikip kendi öfkemi düşünüyorum, ertesi günü ve geceyi. Gidebileceğim hiçbir yer yok. Sadece artık anahtarı cebimde olmayan kendi evime dönüp zili çalabilirim. Başka hiçbir adres, hiçbir telefon yok aklımda. Cebimde biraz para. Tanımadığım bir semte gidip parklarında yatabilirim, sokaklarında dolaşabilirim. Ama ne için? Dolaşmaya ve yatıp uyumaya bile anlam veremedim bir an. Bir odaya kapanıp hiç kimseyi günlerce görmemeyi, ömrümü orada tüketmeyi düşünmüş olan ben şimdi açıkta, bu parkın orta yerinde öylece duruyordum. Gideceğim hiçbir yer kalmamıştı. Birazdan şafak sökmeye başlayacak ve yavaş yavaş insanlarla dolacaktı park. Belki önce çöp toplayanlar, çöpçüler, sonra işe gitmek için parktan geçecek olanlar veya spor yapmaya, köpeklerini gezdirmeye çıkanlar. Kimseye bakmamalıydım, sanki henüz o anda o banka oturmuş gibi durmalıydım orada, kimse anlamamalıydı hep orada kalacağımı, her an kalkacak gibi durmalı, yokmuşum gibi, tesadüfen oturmuşum gibi bir yüz ifadesiyle.
Sayfa 26 - Sel Yayıncılık - Birinci Baskı: Mayıs, 2018
Kendimden sıkılıyorum. Hayali bir kendim ve hayali bir geçmiş yaratıyorum her şeyin ve herkesin tertemiz olduğu. Araya zamanı ekliyorum, her şeyin ve herkesin giderek yozlaşıp çirkinleştiği. Kendimin de. Kendimden sıkıldıkça yüzüme taktığım her maskeyi lime lime edip ağzımdan çıkacağını ezbere bildiğim sözleri geri yutmak istiyorum. Sonunda maskesiz, ezbersiz, rolsüz kalıyorum, ne yapacağımı bilemiyorum, odaya kapanıyorum. Hiç olmazsa böyle bir özgürlüğüm var artık. Küçükken olsa, ortalık yerden ayrılamazdım, çekip gidemezdim hiçbir yere, yürüyüşümü, bir yerden başka bir yere gidişimi seyredenlerin gözleri önünde attığım adımlar taşınması imkânsız prangalar vurulmuş kuklaların hareketlerine dönüşürdü, alaya alınmaktan korkardım, gözlerimi dikip dinlemek zorunda kalırdım karşımdakini, gözlerim acırdı, ellerim kollarım ağırlaşırdı, her bir uzvumu hissederdim, elimi kolumu nereye saklayacağımı kendimi nereye sokacağımı bilmezdim. Bir de o ses. Ağzımdan çıkan ama işitilmeyen.
Sayfa 22 - Sel Yayıncılık - Birinci Baskı: Mayıs, 2018
ellerimiz, ellerimiz batık birer tekne
Sayfa 14 - Sel Yayıncılık - Birinci Baskı: Mayıs, 2018
bazen geçmiş de uzun sürer sevgilim
Sayfa 11 - Sel Yayıncılık - Birinci Baskı: Mayıs, 2018