Mutluluğunu kendi farkındalığından doğurursun. Aynada kendi gözlerine bakıp kendi ellerinden tuttuğunda, kendini kabul ettiğinde ve o yansımada gördüğün her şeyden memnun olduğunda, senin içinde doğup dışına dökülen bir nehirdir mutluluk.
Ne kaldı içinde? Neyi yapamadın şimdiye dek?
Başkaları tam olsun diye neleri yarım bıraktın?
Ne olsa çok mutlu olursun? Ne engelliyor dönüp yarımı, tam yapmanı?
Kimdi seni mutlu eden? Sahi nerede o ya?
Belki mutluluk, başkalarını mutlu etmektir. Işte burada duralım biraz. Kendin tamamen mutlu olmadan ve mutlulukla dolmadan başkalarını mutlu etmeye çabalama. Çünkü o zaman kendinden vereceksin. Üstelik onlarda tatmin olmayacaklar. Kimse dönüp sana teşekkür etmeyecek bir süre sonra. Yaptığın iyilikler, görevin olacak. Daha çok isteyecekler. Daha çok çabalayacaksın onları gülümsetmek için, bir alkış için, daha çok... Bir teşekkür için, daha çok. Sonunda tükeneceksin. Düştüğün zaman anlayacaklar ki sende bi şeyler bitti. Bittiğinde ne olacak? Seni kim şarj edecek?