Her şey elimizdeymiş gibi çalışırız ama kaderin elimize hiçbir şey koymayabileceğine de iman ederiz. Bu bize, üzerimize düşen her gayreti yapma ile sonuçlara kahrolmama arasında bir itidal getirir.
Biz, çocuklarımızı imal ederek veya ithal ederek sahiplenmedik. Biz de çocuklarımız da Allah'a aidiz. Biz, kendimizin bile sahibi olamazken yaratılmalarına vesile olduğumuz çocuklarımızın nasıl sahibi olabiliriz? Çocuklarımız, onları yaratan Allah'a aittir.
Şeriat'ımız, kadınların güzel kalmalarına yönelik taleplerine karşı bir yasak getirmemiştir. Var olan yasak, kadının güzelliğini ve kadınlığı gereği olan ziynetlerini eşi dışındakiler ile paylaşması üzerinedir.
Ne erkek ne de kadın başıboştur, erkeğe de kadına da hükmeden Allah Teâlâ'dır. İman eden bir insan, camide namaz kılarken secde ettiği Allah'ın hükümlerini evinde eşine karşı tutumunda yok sayamaz. Erkeğin de kadının da birbirlerine bakışları, Allah'ın çizdiği çizgiler dahilinde olmaya mecburdur. Kulluk budur, böyledir.