“Mısırlılar arasında Scarab bir tanrı değil, yaratıcının bir sembolüdür, çünkü o ayakları arasında bir çamur topu yuvarlar ve içine yumurtasını bırakır. Tıpkı yaratıcının yuvarlak görünen dünyayı yuvarlaması ve yaşamın yaratılmasını sağlaması gibi.”
Görünüşe bakılırsa Tanrı’nın simgesi olarak Güneş’in seçilmesinin nedeni, bunun ilkel insanın gözüyle görüp kavrayabildiği en güçlü nesne olmasıydı. Bu sebeple, Kadir olanı iyi temsil ediyordu.
Güneş sembolü, Polinezya harabelerindeki taşlar üzerinde gizemli sırlar tapınağının duvarlarında, Mısır’da Babil’de, Peru’da ve tüm antik toprak ve ülkelerde bulunuyor. Bu evrensel bir simgeydi.
Eskileri araştıran çoğu kişi, antik kral ve imparatorların “Güneşin Oğlu” unvanını aldıklarına dikkat etmiştir. Yine de kimse, bu hükümdarların gökteki kürenin oğulları olduklarını iddia ettikleri varsayımı haricinde aynı unvanı almalarının sebebini açıklayamıyor. Bu unvanın alınmasının gerçek sebebini bulmak için dünyanın ilk krallığı ya da imparatorluğunun, yani Güneş İmparatorluğunun zamanına dönmemiz gerekli. Bu imparatorluk insanoğlunun anayurdunda kurulmuştu ve kendi armasına sahipti.
“Herkes selamlasın parlak yıldızların, alçalan bulutların, yumuşak çiğin, düşen yağmurun ve güneş ile ayın ışıklarının lütuflarının kıymetini bilmemizi sağlayan yüce kralın kudretini.”