Çocukta yaşam sevgisini gelişmesi için en önemli koşul onun yaşamı seven insanlarla birlikte olmasıdır.
... Bu sevgi, sözcükler, açıklamalar, kişinin yaşamı sevmesi gerektiğini söyleyen öğütler olmaksızın iletilir. Fikirlerden çok davranışlarla, sözcüklerden çok ses tonuyla aktarılır.
Güçsüzlerin, sakatların, zarar görerek yıkılmışlarsa, kendilerine saygılarını onarmak için başvurabilecekleri bir tek yol vardır: Lex talionis'e "göze göz dişe diş" kuralına göre öç almak. Öte yandan yaratıcı biçimde yaşayan bir insan hiç de böyle bir gereksinme duymaz.
Savaş açmak için nasıl silâhlar gerekliyse, milyonlarca insanı yaşamlarını tehlikeye atmaya ve katil olmaya sürükleyebilmek için de nefret, öfke, yıkıcılık ve korku gibi tutkular gereklidir. Bu tutkular savaşı başlatmak için gerekli koşullardır; savaşın nedenleri değildir; tıpkı, silahların ve bombaların kendi başlarına bir savaş nedeni olmamaları gibi.
Büyük Engizitörler ve diktatörler kendi düzenlerini oluştururken insanların kuzu
olduğu fikrine dayanmışlardır. Dahası, insanların "kuzu" ya da "koyun" olduğu, bu
nedenle kendileri adına karar verecek önderlere gereksinme duydukları inancı yüzünden önderler de şuna içten inanmışlardır: Kendileri, insanlara istediklerini verdiklerinde —acı olsa da— ahlaksal bir görevi yerine getirmekte, insanların omuzlarından sorumluluk ve özgürlük yükünü almaktadırlar.