Pazar günleri, hayatın intikam günleri.
Neşeli başlasın ve öyle geçsin diye gayret edildikçe insanı koyu bir yalnızlığa, anlaşılmaz bir kedere iten günler.
Babam bir sandalyeyi yere vura vura parçaladı arkasından. Ona para vermeyi kesti. Verse de abim almazdı zaten. Ben de harçlığımın çoğunu abime vermeye başladım. Çaktırmadan. Pantolonun cebine koyardım gece. Beni saçlarımdan öpünce, parayı bulduğunu anlardım.
Abimden umudunu kesene kadar saçlarını kestirmemişti. Umudunu kesmiş. Eskiden ayna gidip parlak, siyah,hatta füme rengi olan saçları kısacıktı. İçinde alevden damarlar olan kızıla dönmüş. Koyu bir kan damlıyor uçlarından. Yüzüne boya sürmeyen Suzan hüzünlü bir makyaj yapmış. Gözlerinde keder işareti gibi, kalın kalın sürmeler...