“Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişemeyeceğinden korkuyorum.”
Toplum düzeninin gelecekte nasıl bir biçim alacağını kimse kestiremez. O zaman geleceğe yönelik düşler kurmaya ne gerek var? Bu tür düşler, olsa olsa düşü kuran kimsenin zihin yapısını ortaya koyar; gerçek değerleri yoktur. Bırak da böyle hayallerle ahlak hocalığı edenler oyalansınlar.
Varlıklı kimselerin toplumda yeni bir güç haline gelmelerine içerliyordu; ayrıca, mekanik ve duygusuz niteliğiyle sanayileşme, insanlığın gelişmesinde bir yöntem olarak ona çok itici görünüyordu.