Beyninin kıvrımlarından bağırsaklarının kıvrımlarına varıncaya kadar siyasete bulanan yurdum insanının tam da arayacağı derecede politik, etik ve toplumsal nice göndermelerle kurulu bir kurguya sahip olan, kelimenin tam anlamıyla klasik ve başyapıt; sadece Conrad'ın kaleminden çıkma olduğu için değil, yazıldığı döneme ışık tutması, hedeflediği yerlerin parlaklığı, oklarının sivriliği ve cüretkâr yorum ve değerlendirmelerle bezeli bir kurguyla da yazın tarihinde yerini fazlasıyla sağlamlaştırmış bir kitap.
Joseph Conrad'ın benim için önemi, Polonyalı olup (aslında şimdi Ukrayna'da olan bir bölge) ve İngilizceyi yirmi yaşından sonra öğrenmiş olmasına rağmen İngiliz dilinin en yüksek edebi ürünleri listesine birkaç eserini yazdırmış olmasından kaynaklanmıyor sadece. Conrad, Büyük İngiliz gemilerinde miçoluk, tayfalık ve İngiliz vatandaşlığından sonra da birinci kaptanlığı alıp, denizlerdeki nice seyrüsefer sırasında deneyimlediği onlarca kültür, bu kültürleri gerek yorumladığı aklıyla, gerekse hissettiği vicdanıyla tanımaya çalışmış olması, talihsizlikler karşısında suskun kalmayıp, otoritelerin, yüksek mevki sahiplerinin eteğini öpüp, postal yalamak dışında "dil"lerini kullanmayanlara benzemeyen, cesur, yürekli ve bazen kan donduracak kadar açık sözlü biri olduğu için favori yazarlarımdandır.
İletişim Yayınları, orijinal adı olan The Secret Agent'i aynen çevirerek "Gizli Ajan" adıyla yayımlamış; İş Bankası ise "Casus" diyerek. Kitap ismindeki seçimi tartışmak gereksiz. Her iki kitabın çevirisini bir saatten fazla süre ayırıp inceledim. İki isim de alanlarında çok başarılı çevirilere imza atan, değerli çevirmenlerimiz. Biri Hasan Fehmi Nemli, diğeri Ünal Aytür.
Hem zaten yazarımız Conrad, kitabı öyle bir yazmış ki, vasatın üstü herhangi bir çevirmen, pek çaba