Büyücü ve Cam Küre (Kara Kule 4)

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.947
Gösterim
Adı:
Büyücü ve Cam Küre
Alt başlık:
Kara Kule 4
Baskı tarihi:
1999
Sayfa sayısı:
751
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Baskılar:
Büyücü ve Cam Küre
Büyücü ve Cam Küre
Wizard and Glass
Büyücü ve Cam Küre
799 syf.
Kara Kule serisinin 4.kitabı olup ve benim en çok beğendiğim kitap.

Roland Deschain ve ka-tet arkadaşları Eddie, Susannah, Jake ve Oy yine macerada kendilerini bulurlar fakat bu defa Roland hepsini başına toplayıp gençliğini, aşkını yaşadığı büyük serüveni sanki o anı tekrar yaşıyormuş gibi anlatmaya başlıyor ve ister istemez kendinizi hikayenin içinde buluyorsunuz.

King yine öyle bir anlatmış ki döktürmüş döktürmüş. Bir an bile sıkılmadım. Ve seriyi bitirmeme rağmen bu kitabı 2.kez okudum. Az önce kitabı bitirdiğimde hemen düşündüm ilerde 3.kez okur muyum acaba:) (Muhteşem kitap)

Kara Kule'ye yolculuk ederken Roland sizi alıp hayatının aşkına götürecek. Susan Delgado onun ka-tet'iydi. Kader onları küçük balıkçı kasabasında birleştirecek ve olaylar hemen başlıyor. Büyücü Rhea tam bir baş belası. Kasabadaki azılı silahşörler ayrı bir bela.

Roland ve çocukluk arkadaşları Cuthbert ve Alain kasabada ölümüne maceralara atılacaklar. Dahası da var. Gizem, aksiyon, gerilim ve aşk hepsi iç içe mükemmel şekilde ilerliyor. Geçmişi anlatırken bir yandan da kendi dünyalarında da ayrı macera devam ediyor.

Büyücü Rhea insanları öyle etkilemiş ki yanına kimse yaklaşamıyor. Kadın canavara dönüşmüş sanki. Kasabada herkesi izleyen ve kötü olaylarla mutlu olan Rhea Susan ve Roland'ın üstüne de adeta kara bulut gibi çökecek. Arkadasları ile neler neler atlatacaklar kendi aralarında ki sıkıntılar olsun her şeyiyle serüven. Ama spoiler yok işte okumalısınız muhteşem kitabı.

Ve hep söylüyorum seriye başlamayı düşünenler ilk kitapta sabırlı olun ikinci kitapla birlikte Kara Kule yolunda kendinizi bulacaksınız. Asla pişman olmayacaksınız.

Uzun günler, hoş geceler dilerim. Sai
Roland Deschain
798 syf.
Son zamanlarda okuduğum ve bitmesini istemediğim kitaplardan biriydi. Sonunda da çok üzüldüm tabi. Sefiller'i okuduğum zamanda öyle hissetmiştim.
Kitapla ilgili detaylı bilgi vermek istemediğim için Roland'ın ilk aşkından, başlarından geçen güzel / hüzünlü/acılı olaylardan bahsettiğini söyleyebilirim. Roland'ın büyücüyü kızdırması, cam kürenin etkisi vs.
Bugün bu kitabın etkisinden kurtulmak istemediğim için diğerine başlamayacağım hemen. Kısaca okuyalım, okutalım...
750 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
1997 yılında serinin devam kitabı yayımlanır. Stephen King bu kitabında Roland ve dostlarının son anda yaşadıkları ile başka bir boyuta geçmeleri derken beni delirten bir konu oldu:

Roland’ın, Susan Delgado adında bir kadınla yaşadığı aşkla beraber maceralarını anlatmasıyla başladı her şey. Hani bir dizi vardır, çok iyi başlar. Sonra durağanlaşmaya başlayınca geçmişte yaşanmış sahneleri getirir ve seyirciyi meraklandırır. Sonra baktılar iyi gidiyor, güncel yerine eskileri ekrana getirmeye başlarlar ve çuvallama evresi başlar. İş böyle olunca da bakmışsınız ki erken final yolu gözükür. Hani o kadar sıkıcı geldi o sahneler bana.

Evet, bizim aşka dair inancımız kalmadı. Eskiden vardı artık yok. İnsan gözüyle görse bile inanmıyor. Hayır, yine ulaşamadık şu nalet kuleye zaten o da beni ayrı delirtti. Yahu ucundan bir görseydik diyorum, gölgesini görelim bari ama yok. Bulamayacaz bu gidişlen belli.

Şaka bir yana iyi okumalar dilerim ve biraz da sabırlı okumalar. Kendinize iyi bakın, esen kalın..
799 syf.
·9 günde·9/10 puan
Bana göre serinin en sağlam kitabı olabilir. Mono Blaine macerasından sonra Röland'ın karanlık geçmişi gözler önüne seriliyor. Röland'ın gençlik günlerine gidiliyor. Tabii ilk aşkına da.

Röland'ın beraber büyüdüğü iki arkadaşı, Alain ve Cuthbert'le birlikte uzun, keyifli bir yolculuk başlıyor. Henüz 14 yaşında olmalarına rağmen silah kullanma konusunda ustalaşmış bu gençler oldukça sert ve eğitimli. Gözlerindeki öldürme hırsları onları eğiten acımasız, disiplinli öğretmenleri "Cort"dan geliyor. Her türlü tehlikeye karşı kendilerini koruma düzeyine gelmiş kişiler. Babalarının yüzlerini unutmayarak her türlü zevk, sefa, boş işlerden kendilerini uzak tutan bu gençlerin tek bir amacı var. Erdemli bir silahşör olup bu sorumlulukları yerine getirmek.

Babaları enselerindeki savaşı öngörüp oğullarını bu tehlikeden uzaklaştırmak amacıyla onlara küçük bir görev veriyor. Gilead'a bağlı sahil kenti olan Hambry'yi denetlemeleri gerek. Bu kent sessiz sakin savaştan uzak bir kent gibi görünse de durum hiç öyle değil. Tabi bu denetlemenin ötesinde Röland'ın iç dünyasını karışıklığa sürükleyecek ve bir nebze ona kendi benliğini unutturacak biri var. O kişi Röland'ın ilk aşkı Susan Delgado. Onunla ormanda karşılaştıkları zaman Susan'ın sarı saçları güneşin altında parlayacak, Röland'ın kalbi daha önce hiç olmadığı kadar hızla çarpacak.

Kasabanın içinde tehlike düzeyi yüksek olan insanlar var. Büyücü Rhea, Yağmacı Jonas ve adamları. Bunların silahşörlere olan düşmanlığı daha kasabaya gelmeden başlayacak, silahşörlerle aralarında olacak büyük bir kapışma olacak. Sözde köyün güvenliğini sağlayan Jonas'ın adamları yetkilerini kötüye kullanan bir avuç pisliğin teki. Sheemie adında garson olan küçük bir çocuk yanlışlıkla zorbalardan birinin pahalı ayakkabısına içki döküyor. Zorba çocuğun kafasına silah dayadığı sırada Röland'ın en iyi dostu Cuthbert harekete geçiyor. O andan itibaren aralarındaki amansız mücadelenin fitili ateşlenmiş oluyor.

Aşk, intikam, aksiyon, gerilim... Hepsinden bol bol izler göreceğiz. Silahşör'ün çektiği acıları kendi içimizde hissedeceğiz. Daha da önemlisi Silahşörün Susan Delgado'yla olan güçlü bir aşkına tanık olacağız. Birbirlerini bir an önce öldürme hevesiyle yanıp tutuşan bu iki grupta sağ kalan kimler olacak?

Kitabın sonunda Stephen King'in belirttiği çok önemli bir durum var. Röland'ın öğretmeni Cort'u yenip Gilead'ın bir mahallesinde eğlenmeye gitme sahnesi 1970 yılında yazıldı. Ertesi sabah Röland'ın babasının gelmesiyle ilgili bölümse 1996'da yazılıyor. Hikayenin geçtiği dünyada iki olay arasında sadece 16 saat var. Oysa hikayeyi anlatanın yaşamında yirmi altı yıl geçti. Bir yanda işsiz güçsüz bir okul çocuğu var. Öbür yandaysa başarılı, popüler bir romancı.

Stephen King, "Röland'ın hikayesi benim jüpiterim." diyor. Bu da Kara Kule serisini neden okumanız gerektiği sorusuna önemli bir cevap oluyor. Diğerleri güneş sistemini dolduracak roman ve hikayelerse Kara Kule jüpiterdir. 21.yüzyılın en önemli yazarının en önemli hikayesi.
800 syf.
·32 günde·Beğendi·10/10 puan
Sanırım serinin en “can alıcı” kitabı. Bu bölümde Roland’ın çocukluğuna gidiyorsunuz aman ne çocukluk! Okurken Hambry’i adeta yakmak istedim. Stephen King yine harikalar yaratmış diyeceğiniz, ön sözünden son sözüne kadar okuyup saçlarınız diken diken bitireceğiniz bir kitap. Seri bitse bile alttan alttan içimde yaşatacağım bir gerçek benim için Roland. Bu zamana kadar okumamış olmama üzülsem mi sevinsem mi bilemediğim bir başyapıt. Keşke çeviri de bu kadar başarılı olabilseydi.
799 syf.
·10/10 puan
Şu ana kadar kule serisinin en sürükleyici hikayesiydi, Roland'ın gençlik zamanları hikayenin büyük bir bölümünü kaplıyor fakat kuleden hiç uzaklaştırmıyor.
799 syf.
·12 günde·Beğendi·8/10 puan
"Bir kişinin büyük travmaları varsa onu çözebilmek için geçmişine göz atmalısın"
Bu travmaları yaşayan kişi tabi ki serimizin baş karakteri rolland ve kitap büyük çoğunlukla onun sarsıcı geçmişini anlatıyor. İlk kitaptan itibaren 4 kişi yola çıkan ekibimiz(tabiki oy la birlikte ekip 5 kişi oluyor) zorlu yolculuklarına başlamış ve kendilerini 3.kitap sonunda acımasız tren blaine'in içinde bulmuşlardı. Büyücü ve cam küre bu ka-tet dediğimiz ekibin trenden çıkması ve rolland'ın geçmişine yolculuğuna ışık tutuyor.
Önceki kitaplarda da rolland ın çok defa dillendirdiği silahşör arkadaşları alan ve cuthbert ile yola koyulan rolland'ın hikayesi susan adlı kızla tanışmasıyla bambaşka bir boyut kazanıyor. Bu kısımda özellikle dikkat ettiğim şey stephen king'in belkide hiçbir romanında yapmadığı şeyi "ergen aşkı" diyebileceğimiz bir durum olan 15 yaşındaki kız ve erkeğin tutkulu aşkını anlatmış. Yoğun stephen king kitabı okuyan okuyucular bilir ki yazar kitaplarında aşk olgusuna pek fazla değinmez. Onun için önemli olan şey arka plandaki hikayenin derinliği ve çeşitli duyguları yansıtan karakterlerin kitaptaki hikayede nasıl konumlandığıdır. Bana göre stephen king bu kitapta kendine göre aldığı riski çok güzel kitaba yansıtmış. Rolland ve susan'ın imkansıza yakın olan aşkı insanın içini hem burkan hemde içinde farklı duyguların kıpırdanmasında etkili olan bir hikaye olmuş. Bazı noktalarda kitap karamsar havasıyla sıksa da devamlılığı sağlamayı sürdüren güzel bir kara kule romanı olmuş.
750 syf.
·7 günde·Beğendi
Serinin bu kitabında Roland ın geçmişine gidiyoruz. Açıkçası kitabın %30 %35 ne kadar bıraksammı devam etsemmi arasında çok gidip geldim. Çok fazla sıkmaya başladı. Fakat sonrasın da gerçekten sizi bağlayarak devam ettiriyor. Bu kitabın sonunda Rolandın sürekli ismini söylediği arkadaşlarıyla olan öyküsünü öğreneceksiniz.
750 syf.
·23 günde·8/10 puan
Kara Kule serisinin dördüncü kitabına başlarken dostlarımız Roland, Eddie, Susannah, Jake ve Oy, Mono Blaine'in bilmece işkencesi ile geçirilen uzun bir yolculuğa çıkarlar. Oldukça zeki ve tehlikeli olan bu yapay zekâ ile olan mücadele, sonunda yalnızlığa terkedilmiş bir istasyonda son bulur. İlginç bir şekilde, yapılan bu yolculuk aynı zamanda bir paralel evren yolculuğu olmuştur ve 1986 yılının Kansas'ına gelmişlerdir. Ancak bu geldikleri Eddie'nin mi, Susannah'nın mı yoksa Jake'in mi dünyasıdır acaba? Buldukları bir gazetede yazan haberler hiç de iç açıcı olmamakla birlikte günümüzdeki Çin'de yaşanan Coronavirüs namıyla meşhur olan virüse benzeyen Kaptan Trips isimli bir Süper Grip salgınından bahsedilmekte ve yirmi ile otuz milyon arasında insan ölümleri dile getirilmektedir. Kentlerin karantina altına alındığı, insanların toplu halde ölüme sürüklendiği bu felâket tam da günümüzdeki olaylara gönderme yapar gibi. Ayrıca King'in bir gazetecinin ağzından Bush ve Reagan'ı kastederek "İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda Hitler ve Nazi lağım farelerinin yaptıkları gibi yer altındaki sığınaklara kaçtılar" şeklindeki sözleri oldukça etkileyiciydi.

Hikâye yer yer çok yavaşlayıp ağırlaşsa da daha sonra yeniden hız kazanıp okuru etkisi altına almayı başarıyor. Gileadlı Silahşor Roland Deshain'in çocukluktan çıkıp ilk gençliğe adım attığı yıllara gidiyoruz en iyi arkadaşları Alain ve Cuthbert ile birlikte. Roland'ın büyük aşkı Susan Delgado ile tanışması ve kasabada yaşananlar, tam bir western filmi kıvamında. Roland, Susan ile Kule arasında bir seçim yapmak zorunda kalır ve hikâyenin gidişatı bu yol ayrımına bağlıdır. Silahşor serüvenini anlatırken, arkadaşları gibi biz de o geçmişteki insanların her birine iyice yaklaştığımızı hissederiz.

Meşhur Oz Büyücüsü masalına aşina olanlar için de hoş sürprizlerin yer aldığı ve Mahşer'e sık sık göndermeler bulunan kitapta Cöoslu büyücü Rhea, bize kötülüğün ve kötü birisi olmanın gerçek anlamda ne demek olduğunu tüm çıplaklığıyla gösteriyor. Yaşlı cadı Rhea ve sadece kötülükleri, çirkinlikleri, ensest ilişkiler, kavgalar, hırsızlıklar, cinayetler ve her türlü iğrençliği gösteren pembe cam küresinden seyrettiği Orta Dünya'da macera son hızıyla devam ediyor.
799 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10 puan
Seride beğendiğim ikinci kitap oldu bu. Gerçekten bir an bile heyecanını kaybetmiyor.
Kitabın içerisinde kahramanlarımızın Kule yolculuğuna giderken araya Roland yani Silahşör'ün geçmişinden bir anı koyulmus. Ki zaten bu anı kitabın tamamını oluşturuyor aslında.
Bu hikayede Rolandin ilk aşkı ve en iyi arkadaşları var. Bu hikaye gerçekten sürükleyici ve çarpıcı.
Sonuna doğru tekrar an'a dönüp eddie,susannah,Jake ve oy ile birleşiyor. Zaten hikayenin olma sebebi de Silahşör'ün hikayeyi arkadaşlarına anlatıp rahatlamak istemesi oluyor.
Elestirebilecegim tek yer sayfa sayısı. Bu kadar uzun olmayabilirdi bence. Ve eğer araya geçmişten bir olay koyulmasaydi bu kitap bu kadar sarmazdi beni.
En yakın zamanda sizler de okuyun, beğeneceksiniz. Sadece sabırlı olun, çünkü sizi tam 799 sayfa bekliyor.
799 syf.
·3/10 puan
Kitap güzel başlıyor.Fakat ortalardan sonra çok sıkıcı olmaya başlıyor hikayenin ana hattından kopup.
Klasik bir King gevezeliği...

Maalesef Hikayenin ana mevzusundan çok uzun süre kopunca kitapla bağınız kopmaya başlıyor.Çok geveze abi.
"Ne olursa olsun,yapmamız gerekeni yaparız. Ve başımıza neler gelirse gelsin,seni daima seveceğim."
Susan gülümsedi. Roland bu sözleri sıradan gerçekleri açıklarcasına söylemişti:
Gökyüzü yukarıdadır. Yeryüzü aşağıdadır. Su güneye doğru akar.
Stephen King
Sayfa 387 - Altın Kitaplar,Roland,Susan
Susannah haykırdı. "Hayır, Roland! Yapma! Bu bir hile! Bir sihir!"
Jake aynadan kapıda duran kadına bakacak kadar zaman bulabildi. Kendisinin de aynı oyuna geldiğini anlayacak kadar kısa bir an.
Belki Roland da son saniyede gerçeği anladı. Kapıda duran kadının annesi, elindeki şeyin yılan değil, bir kemer olduğunu.
Gabrielle'in elindeki onun için yaptığı bir kemerdi. Belki de oğluyla barışmaya çalışıyordu. Küre ona yalan söylemişti. Başarabildiği tek biçimde... görüntülerle.
Stephen King
Sayfa 781 - Altın Kitaplar,Roland,Jake,Susannah,Gabrielle
Babası ona bir keresinde, "Her durumda yapabileceğin üç şey vardır kızım," demişti. "Bir şey yapmaya karar verirsin. Bir şey yapmamaya karar verirsin... Ya da hiç karar vermezsin." Babası açık açık söylememişti ama ona göre bu üçüncüsü zayıf ve akılsız insanların başvuracağı bir yoldu.
Gerçek aşk iç sıkıcı bir şey. Bağımlılık yaratan herhangi güçlü bir uyuşturucu gibi. Ve bütün güçlü uyuşturucular gibi de...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Büyücü ve Cam Küre
Alt başlık:
Kara Kule 4
Baskı tarihi:
1999
Sayfa sayısı:
751
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Baskılar:
Büyücü ve Cam Küre
Büyücü ve Cam Küre
Wizard and Glass
Büyücü ve Cam Küre

Kitabı okuyanlar 673 okur

  • Ülkü
  • Meriç Orhun

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0