Zamanla bu kilise adamları, Yeşua ve Meyem'in birlikte benimsediği ideallerin zıttı olan zulümleri benimseyecek ve uygulayacaklardı. Sonra da suçu -yine, bir kez daha- kadınların üstüne atacaklardı. Havva'nın sözde günahının mirasçıları, dünyadaki tüm kötülüklerden sorumluydu ona göre. Kadınları binlerce yıl boyunca güç ve nüfuzdan men edecek, onları birer cariyeye indirgeyecek, cadılıkla suçlayarak yakacak, doğurgan kısraklar niyetine sömürecek ve tüketeceklerdi. Bedenleri günahkâr olmakla itham edilecek, onları düzeltmek içün bağlanmaya, zapt edilmeye, örtülmeye ve sakatlanmaya muhtaç olacaktı. Zihinleri zayıflıkla ve zehir saçmakla, kendileri kötülüğe açık olmakla itham edilecek ve bu nedenle de susturulmaları, liderlikten ve seslerini duyurmaktan mahrum bırakılmaları gerektiğine kanaat getirilecekti.
"Mutluluk veren şeyler evrenin dört bir yanına dağılmış. Uyuyakalıp işe geciktiğini sanarak panikle gözlerini açarsın sonra bir bakarsın ki hafta sonuymuş. Rahatlayarak gözlerini kapatırsın ve o uyku pek bir tatlı gelir ya hani? İşte ben öyle sıradan bir hayattan keyif alıyorum. Mutsuz hissettiğim, kalbimin acısını yok etmek istediğim günler de oldu elbette. Ama bize bugünün güzelliğini fark ettiren de o kötü günler değil mi zaten?