Kimileri onun kızların kalbini yediğini söylüyordu. Son derece soğukkanlı, kalpsiz bir büyücüydü ve tek başına yakalanan hiçbir kızın ona karşı şansı olamazdı.
Ben, bu tek bir kelime bile yazmamış olan ve bahsettiğim kavşakta gömülü olan kızın hâlâ yaşadığına inanıyorum. O, sizlerin ve benim içimizde yaşıyor. Aynı zamanda da bulaşık yıkadıkları ya da çocukları yatırdıkları için burada olamayan pek çok kadının içinde yaşıyor...
Entelektüel hürriyetler maddi şeylere bağlıdır. Şiir de entelektüel hürriyete bağımlıdır. Kadınlar ise sadece son iki yüz yıldır değil, her zaman, dünya kurulduğundan beri fakir olmuşlardır. Kadınlar, Atinalı kölelerin çocukları kadar bile entelektüel hürriyete sahip olmamışlardı.
Kadınlar arasındaki bütün bu ilişkiler, diye düşündüm, kurmacadaki kadınların olağanüstü geçit törenini hatırlayarak, aşırı basitler. Ne kadar çok şeye değinilmemiş ne kadar çok şeyle ilgilenilmemişti. Okuduklarım arasında iki kadının arkadaş olarak bize sunulduğu bir örnek olup olmadığını hatırlamaya çabaladım.
Ek olarak bu durum erkeklerin, kadınların yaptıkları eleştiriler karşında neden bu kadar tedirgin olduğunu açıklıyor. Aynı eleştiriyi bir erkek yapsa bir kadının verdiği kadar acı vermez.