Dans bilmemek çok ayıptır. İnsan bu alanda kendini muhakkak yetiştirmelidir. Köylünün halay çekmeyi bilmeyenini göremezsiniz. Ama şehirlinin dans bilmeyeni de çıkar be bu hiç hoş değildir. Dans öğreneceksiniz! Böyle enternasyonel dansları erkenden öğreneceksiniz. Ben bilmem ben oynamam olmaz. Düğününde nikahında dans edemeyen tipler var; olmaz! Dans öğretilmesi iyidir, Maarif'in bu konuya balması gerekir. Halay bilmeyen köylü de dans bilmeyen şehirli de müreffeh yaşasalar bile hayatın tadını çıkaramıyor demektir. Folklor kültürü olmayan Türk münevverinin sallantıda yaşadığı ve renk veremediği örnekleriyle ortadadır.
Bizim nesil; ortaokulda eski çağ ve orta çağ tarihi, Bizans, Yunan-Roma tarihi, Osmanlı tarihi öğrendi. Lisede de bunların daha gelişkin bir versiyonunu gördük. Sonra tüm bunların yerine "milli " tarih eğitimi başladı, Avrupa ve dünya tarihi ihmal edildi. 30-40 yıllık bir süreçten bahsediyorum. Ama şu unutuldu : Türkler olmadan Avrupa ve dünya tarihini anlamak zaten mümkün değildir. Bizi de dünyasız anlamak mümkün değil. Şüphesiz bu noktada daha dengeli olmak gerekir.
Evvela kendi alanımdan söyleyeyim. Liselerdeki tarih öğretmenlerini adamakıllı yetiştireceksin. Sonra lisan öğrenmeyen tarih öğretmenlerini de mesleğe almayacaksın. İyi öğretmen yetiştirmek için, Fransa 'da bugün de takip edilen yöntemi yerleştirmek lazım. Fransızlar felsefe, tarih, matematikte hususi imtihan açar. Lise profesörü diye bir unvan vardır, nitekim orada efsane lise profesörleri yetişmiştir. Bizim de bu şekilde seçkin öğretmenler yetiştirmemiz lazım. Bu işi ancak böyle hallederiz.
Herkes için öyle, Avrupa 'da da az çok öyle ; ama bilhassa bizde hep model öğretmenlerdir. Anlattıklarıyla bir dünya kurarlar. Öğretmen iyiyse, toplumunu kurtarır. Ama işte model olan bu öğretmen artık ortadan kalktı. Anlattıklarıyla da kalktı.
Bir toplum ancak filoloji bilgisine sahipse bütün zamanları kontrol ediyordur, musiki ve matematikten anlıyorsa bütün insanlıkla irtibat kurabiliyordur. Bunu bizde en iyi Atatürk anlamıştır.