Gülay laylay

Anında bir uşak daldı odaya, beni yerden selamladı, iki büklüm emrimi dinledi. Ahh keşke seraskeri ve Rüştü Paşa'yı da şu hale getirebilseydim diye düşündüm de... Lakin o zaman hayalimizdeki muasır medeniyet seviyemizden vazgeçmek zorunda kalırdık. Halbuki ben bir kukla meclis değil, düşündüğünü ifadeden korkmayan, mert, zeki, malumatlı insanların doldurduğu, fikir teatilerinin yapılabildiği bir meclis hayal etmekteyim. Allah 'ın izniyle muvaffak olacağım. Mecburum buna... Yoksa Osmanlının batışını durdurmak mümkün olmaz!
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Şimdi, Dımaşk'tan çok uzaklarda, Konstantiniyye'ye iki konaklık mesafe kalmışken düşünüyorum da, sorulan soruya Abdullah ile Eyyub bile bayıldılarsa benim halim nice olur? Evvelce işlediğim günahlar ölü dostlarıma gösteriliyorsa mahşerde yüzlerine nasıl bakarım? Eğer suçlarımı, üç yıl evvel kaybettiğim annem biliyorsa veya görüyorsa bana ne der? Ya babamın bilmesine, beni sevenlerin bilmesine, ileride çocuklarımın bilecek olmasına nasıl tahammül edilebilir? Ve daha önemlisi, şu fani dünyada işlediğim bir günahı ölmüş annemin öğrenmesi bile beni rahatsız ederken, nasıl oldu da ben onu işlerken Allah'ın bildiğinden rahatsız olmadım?
"Humeyd evladım, sen sen ol, söyleyeceğin sözün duyulmamasını istiyorsan, söyleme! Yapacağın işin görülmemesini istiyorsan sakın yapma! Kutlu nebi ' sonradan pişman olup özür dileyeceğin sözü baştan söyleme.' buyururdu. Özür dilemek bir erdemdir, illa özür dileyecek sözü sarf etmemek daha büyük bir erdemdir akıllı ile deli arasındaki fark odur ki, biri bildiğini söylemez, diğeri söylediğini bilmez. Sen akıllılardan ol!
Akıllı adam dilindekini kalbine götüren ;ahmak adam da kalbindekini diline getirendir, değil mi?
Hicret galiba şirkten Tevhide yükselen insanlığın, sabırdan cihada uzanan yolu oluyor.