Ölümcül bir hastalığın varsa böyle yapardın, değil mi? Günleri tıka basa doldururdun, helikoptere atlayıp Victoria şelalesine giderdin, Nil’de tekneyle dolaşırdın, Venedik trenine atlardın, Empire State’in tepesine çıkan asansöre binerdin, Afrika’da safariye çıkardın ve Vegas’ta slot oynardın; çünkü birdenbire kaybedeceğini bildiğin o dünyayı yaşama hevesin artardı. Ya da dev çay fincanlarına binip döner, sana bakıp baş parmağını kaldıran bir çocuğun sayısız fotoğrafını çekerdin. Bunun daha ne kadar sürebileceğini rahmin etmeye çalışarak.