Ünlü Rus yazar Anton Çehov'un sayfa sayısına bakıldığında çerezlik denilebilecek ancak bitirildiğinde insanı düşündürecek olan Kara Keşiş öyküsünü çok beğendim.
Çehov bu öyküsünü 1890'lı yılların başında rüyasında gördüğü tarlaların üzerinde uçan uğursuz bir kara keşişten esinlenerek yazmıştır.
Lev Tolstoy'un da övgüsünü kazanan Kara Keşiş öyküsü kendisini bir dahi ve Tanrı'nın seçilmiş bir kulu sanan bilim insanı Andrey Vasiliç Kovrin ile ilgilidir.
Yazar delilik ve dahilik arasındaki ilişkiye dikkat çekmiş. Oldukça ilgi çekici ve insanın tadını damağında bırakan bir öykü meydana getirmiştir.
Öykü, kimi zaman entellektüellere yönelik bir hiciv, kimi zaman da Çehov'un kendi korkularının alegorisi olarak değerlendirilmişse de yazar bir yayıncı dostuna yazdığı mektupta "sadece tıbbi bir öykü" olarak bahsetmiştir.
Hayattan bıkmış bir burjuvanın bir gün içerisinde başından geçenleri ve en sonunda da hazza ulaşmasını konu almıştır.
Yine Zweig yine muhteşem bir karakter analizi.
Her eserin mi okuyucuya tüm duyguları doruklarda hissettirir?
Tek kelimeyle bayıldım!