Ayrılık vurursa şiirlerime yine gece,
Dibe vurmuş sensizliğimin yarası içimde,
Gözümle göremiyorsam bile sözlerin yüreğimin en derininde,
Tutamadığım ellerin düşlerimde yine yeniden sararsın ellerimi,
En büyük davamdın, içimdeki kara sevdamdın ama onu da anlamadın.
Bekliyorum seni, tüm umutsuzluklara karşın…
Umut demek; gözlerini düşlemek ama gölgesi bile olmayınca imkansız oldu umut etmek…
Bir yemin bin söziçinde seni özlemek… Mahşer günü bile olsa o Vuslat’ı beklemek…
Sensiz sonum bana göz korkarken en korktuğum noktadan kırılıyorum. Ama yine de her ne olursa olsun seni acıtmaktansa kendimi ölesiye kanatırım. Ben huzuru, dudaklarında saklanmış dökülemeyecek o aşk cümlelerinde bulmayı ummadım. Senle dolu kelimelerimin arasında kendime ait ufacık bir kırıntı bulamadım. Lisansız bir melodi sanki sesin kulağımda… Sevdanın rengini, lehçesini bilmiyorum. Bilmiyorum ki ben belki de senin gizemli suskunluğuna çivilenmişimdir. Senin ruhunda, kalbinin en küçücük odacığında yerim yok belki hata haberin bile yoo sendeki benden. Yine de bence sevmek ele gözlerinde harenin ardına görebilmek sanırım… Kalbimde ise olmayan anıların fosilleşmiş vaveylaları hakim… Çığlıklara rağmen senin beni duymaman ne kadar acı bilemezsin!
Yazıyorum yine…
Senin için hepsi, ben ömrümden bölüp harf harf dokunurken siz bayım kıymetli vaktinizde ayırıp okursunuz belki diye.
Bu aklıma girip darma duman ettiğin kaçıncı gece…
Ondan geçtim defterim doluyor senin haberin yok.
O deftere öyle alıntı doku süslü cümleler girmiyor efendim!
Yazmak için yürek gerekiyor. O yüreğe ateş… Ama o ateşe yani gözlerine bakıyorum yanmıyorum nedense… Ben bu ateşe bile isteye, kül olmak uğruma attım kalbimi… Sen yakmadan ben atıp kendimi kendim yaktım senin ateşinle…
Bu yangını ancak aşkın gözyaşları söndürür dediler. Hep ağladım. Ama sönmedi kalbim… daha yanması gerekiyordu belli ki…